Zeynep Cömert

Zeynep Cömert
@zeynepcomert
Pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak Ama budandıkça fışkıran da bizleriz Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak
Lisans Mezunu
3 Temmuz
31 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·50 syf.··
2021 12. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 16:58
"Uyan Ferdinand, hisset lütfen,sen özgürsün, tamamen özgür, hiç kimse seni istemediğin şeylere zorlayamaz." Stefan Zweig'ın savaş karşıtı düşüncelerini yazıya döktüğü eseri, Mecburiyet. Ferdinand, karısı Paula ile beraber ülkesindeki savaştan kaçmıştır ancak özgürlükleri fazla uzun sürmez, askere elverişliliğinin tespiti için bir mektup gönderilir. Gönderilen bu mektup Ferdinand için bir seçim yapmasını zorunlu kılar. Ya özgürlüğünü seçip karısıyla beraber yaşamını devam ettirecektir ya da savaş karşıtı olduğu halde devletin çağrısına kulak verip "vatani görevini" yerine getirecektir. Zweig'ın birkaç eserinde daha savaş karşıtı görüşlerini okumuştum ancak içlerinden beni en çok etkileyen bu eser oldu. Ferdinand eline ulaşan mektup ile ne kadar istemese de kendi gücünün üstünde yaptırımı olan devletinin gücü altında ezilir ve düşünemez hâle gelir. Bir robot gibi sadece verilen emri yerine getirmek üzere hareket eder, içindeki ses her ne kadar zıttını söylese de kendini 'mecbur' hissediyordur. Karısı Paula ise ona sürekli özgürlüğünü hatırlatır. Mecbur olmadığını, bir hayatı olduğunu ve bunu yaşaması gerektiğini, inanmadığı bir şey uğruna hayatını ortaya koymaması gerektiğini söyler durur. Bence kilit noktalardan biri buydu, inandığın/inanmadığın şeylere hayatını adamak, feda etmek, inanmadığın halde başkalarının görüşünün peşinden gitmek... Paula'nın tam olarak anlatmak istediği buydu. Biz burada aynı görüşte olan iki insanın bir yaptırım karşısındaki duruşlarına tanık oluyoruz aslında. İnanmadığın ama yapman istenilen şeylere karşı net tavır koymak veya inanmasan dahi mecbur hissettiğin için yaptırımı uygulamak. Biz bunu karşımıza çıkan pek çok olayda yaşıyoruz. Bir duruma karşı sergilenen bu iki farklı duruş beni de kendi içimde bir sorguya itti. Yapmamı istenilen,
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·408 syf.··
2021 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 13:47
"Kendi yaşayışına gelince, penceresi kuzeye bakan bir çatı katı gibi soğuktu, sıkıntı denen sessiz örümcek de karanlıkta yüreğinin dört bir köşesinde ağlar örüyordu." Madam Bovary'nin hislerini anlatan en iyi cümlelerden biridir kuşkusuz. Her yeni gününde, her yaşantısında içinde hayata karşı olan soğukluğun kat kat arttığını çok yakından hissettik. Öyle ki, bazı yerlerinde sıkıntıdan derin nefes alıp verişlerim oldu. Emma Bovary, Keşke bardağın dolu tarafını görebilseydin. Seni çok seven eşini, güzeller güzeli kızını, mütevazı hayatını sevebilseydin de senin hikâyenin sonu mutlu bitseydi. Evet, mutlu sonla biten bir kitap değil ne yazık ki. Gerçi ben nedense güçlü bir kadının yasam mücadelesini okuyacağımı zannediyordum. Arka kapağı okumamıştım ama Can Yayınları Klasik Kadınlar serisi altında çıkartınca niyeyse güçlü bir karakter göreceğimi düşünmüştüm ama Emma Bovary'nin karakteri ve yaşamı bambaşka. Stefan Zweig'ın Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabını okurken de aynı hislere kapılmıştım. Neden diyorum, Neden insan kendi hayatını mahveder? Neden senin olmayan, hiç olmayacak birisi uğruna, senden çok uzak bir yaşam uğruna bir ömrü heba eder, kendini mutsuzluğun derin çukurlarına iter? Bilmem, belki de bazı insanların gayesi budur. Kendine hayatı zehretmek. Her şeye rağmen, ne kadar kızsam da Emma'ya onu sevdim. Onu yaşadıkları ve beğenmedikleri ile değil de, sahip olup göremedikleriyle sevdim. Hoşça kalın Madam Bovary. Geleceğiniz karanlık, kapkaranlık bir koridormuş sahiden, kapısı açıldı. Biz de seyrettik.
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202240,9bin okunma