Mutlu olmak artık bir yükümlülük. Mutsuzları,dertlileri ‘olağan şüpheliler’ arasına yazan bir uçarılık karşısındayız. “Hayatımda neşe duyacak hiçbir şey yokken” diyordu karşımdaki genç kadın, “ bir ilaçla aptal bir neşe içerisine girmiş durumdayım ve bundan hiç hoşlanmıyorum.” Hanımefendi, olağan şüpheliler arasına hoş geldiniz.
Kadere karşı sigortalanamayız. Istırap bir öğretmen. Tahammül ve direnç, insanın erdemleri. Bir ağrıyı bedenimizde gezdirip dinlenerek de olgunlaşırız. Bir hüzün nöbetinden güçlenerek de çıkabiliriz. Ve nihayet hayat, çözülmesi gerek bir sorun değildir.