Bütün bu kalabalık içinde çölde garip ve avare kalmış, yolunu kaybetmiş bir seyyah gibiyim. O kadar yalnızım, o kadar kendimi herkesten ayrı, herkesten başka buluyorum ki yavaş yavaş kalbimi bir korku, acı, büyük bir korku,"Ne yapacağım, nasıl yaşayacağım?" korkusu harap ediyor.
Doğrusu hayatım ve kalbim, gençliğim benim için o kadar kıymetli bir hazinedir ki bunu öyle rastgele, rüzgârın keyfine harcayıp yok edemem.
Hâlbuki elbette bu şehirde beni anlayacak ve benim seveceğim, yani benim için dünyaya gelmiş ve benim için yaşayan bir genç vardır. Fakat nerede? Nerede?..