Bir uçurumun kenarında oturalım. Bir kadının yanında oturur gibi telaşla, tedirgin, hazırlıksız. Denizi ilk kez gören o çocuğun şaşkınlığıyla bakalım yağan yağmura. Yağmura bakalım; kekeleyelim, şaşıralım, sözcüklerimizi unutalım, nefessiz kalalım.
Aşklar da böyle gerçekte.
Ezber cümlelerin, ezber duyguların içinde aktığını varsayarken, gerçekte sevgilinin kalbine dokunmak gerektiğini unutuyor insan.
İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte.