Emin olun bizi ümitsizliğe sevk eden felaketler,
Hep sorumluluk duygusuna yabancı oluşumuzdan.
Herkesin "bana ne!" dediği yerde nasıl iş yapılabilsin?
O hale geldi ki millet sorumsuzluktan:
Sorumluluk duygusu da yetmez bugün gerçekten.
Evet, bugün bize gerekli olan bundan daha fazlasıdır,
Ve bu da milletçe gösterilecek fedakârlıktır.
Bekâyı hak tanıyan sa’yi bir vazife bilir;
Çalış çalış ki bekâ sa’y olursa hakkedilir.
Kamer çalışmadadır, gökle yer çalışmadadır
Güneş çalışmada, seyyâreler çalışmadadır.
Didinmeden geri durmaz nücûm-i gîsû-dâr;
Bütün alın teridir durmayıp yağan envâr!
(Ebediyyen var olmak hakkımdır diyen, çalışmayı bir görev bilir;
Çalış, çalış ki ebedî var oluş çalışmayla hak edilir.
Ay çalışmadadır, gökle yer çalışmadadır;
Güneş çalışmada, gezegenler çalışmadadır.
Didinmeden geri durmaz kuyruklu yıldızlar,
Bütün alın teridir durmayıp yağan aydınlıklar!)
Duygusuz olmak kadar dünyâda lâkin derd yok;
Öyle salgınmış ki mel’un: Kurtulan bir ferd yok!
Kendi sağlam… Hissi ölmüş, rûhu ölmüş milletin.
İşte en korkuncu hüsrânın, helâkin, haybetin!
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:
Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.
Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir”
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.