Burda sarhoş halimle oturmuş yarını nasıl ve nerde yaşayacağımı düşünüyorum. Sefilhane düşünme mahremiyetine düşkün biri için uygun yer değil. İyi bir şair olduğum söylenir ve uzaktaki hanımlardan parfümlü mektuplar alıyorum, fakat, yarın rehine vermek zorunda olduğum radyoda Rachmaninoff dinler ve size hepimizin deli ve uyumsuz olduğunu söylerken, hazırım aklımın gün batımında uçuşan kargalara. Ve tozlu kampus pencerelerinin ardında şiir dersi veren üniversite profesörleri bu duvarlara ya da Güney Hollywood'un ev sahibelerine ya da Rimbaud veya Rilke'nin dizelerinin beş paralık değerinin olmadığı sefilhanedeki üzüntülü yüzlere dair hiçbir şey bilmiyorlar; o sefilhaneler ki insanın ve yaşamın bütün sevgisinin altımıza şilte niyetine serdiğimiz gazete kâğıtları kadar; bizi bilen ve bizimle ara sokakları paylaşan fareler kadar, duyulmamış küçük hezimetlerimiz kadar bile değeri yoktur.
Bir balina tarafından yutulmak bir köpekbalığı tarafından parçalanmaya yeğdir. Ölüm değil, ölüm şekli önemli olan, bu yüzden onları çiçeklere boğarız, o iğrenç kokuyu azaltmak için, sonu bir başlangıca, denetimli ve beklenen bir şeye dönüştererek. Bu uygarlıktır ve tabii ki, çuvallar.
İki ayda 5 tükenmez kalem kaybettim ve biraz önce yatağın ayağına çarpıp ayak tırnaklarımın üçünü çatlattım. İsa'nın çarmıha gerildiğini sanıyorsanız, bir daha düşünün; telefon 7 haftadır çalmıyor ve 4 günlük sakalımla burda uzanmış, öğle mi yoksa akşam mı olduğunu anlamak için jaluzileri bir indirip bir kaldırıyorum, bir indirip bir kaldırıyorum ve posta kutumda mezar taşları reklamı yapan el ilanları buluyorum sürekli; İtalyanca bir operayı dinlemekle meşgulken, kâğıda abajura konmuş pervaneler misali bilenmiş mezar taşları...
Sanat'ımız mantığa dönüşmüş ıstırabımızıdır. Çarpık bir zihnin ödülüyüz, aptal bir karanlıkta aptal bir masanın üzerindeki kirli kil parçaları. Dünyamız şiirin ince çomakları üzerinde duran kirletilmiş bir tekerleğin üzerinde döner...
Istırapla desteklenmiş güzel bir keman, küflü barlarda sarhoş piyanistler; ışıklar, ışıklar, kediler ara sokaklarda; rahipler uykuda. adamlar bombaları parlatmakta.