Savaş. Bakirdim henüz. Bir kadının ne olduğunu bile öğrenemeden tarih uğruna paramparça olmayı düşünebiliyor musunuz? Veya bir otomobil sahibi bile olamadan. Kimi savunacaktım? Başkasını. S..inde bile olmadığım başka birini. Savaşta ölmek savaşların çıkmasını engellemiyordu.
Zekâmı kullanarak yaşayabilirdim belki. Sekiz saatlik bir işte çalışmam olanaksızdı, ama herkes razıydı öyle bir işe. Ve savaş, herkes Avrupa'daki savaştan söz ediyordu. Dünya olayları ilgilendirmiyordu beni, kendimle meşguldüm sadece. Ne boktandı her şey. Ailen ergenlik çağını denetleyip üstüne başına işiyordu. Kendi başına hayata atılmaya hazır olduğunda da diğerleri seni bir üniformaya sokup ölüme yollamak istiyorlardı.
Kadınlar para sahibi erkekler istiyorlardı, başarılı erkekler. Sefillerle beraber olan kaç klas kadın vardı? Neyse, bir kadın da değildi istediğim. Beraber yaşamak için istemiyordum en azından. Bir erkek bir kadınla nasıl yaşardı? Ne anlama geliyordu bu? Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakça ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim.