Arada sırada sefilhaneye gidip dolanıyor, kendimi geleceğe hazırlıyordum. Hoşuma gitmiyordu orda gördüklerim. Ordaki erkek ve kadınların özel bir cesaretleri veya parıltıları yoktu. Herkesin istediği şeyleri istiyorlardı onlar da. Rahatsız edilmeden sokaklarda dolaşabilen bir-kaç deli de vardı. Çok yoksul ve çok zengin kesimlerde delilerin genellikle rahat bırakıldıkları dikkatimi çekmişti. Benim de birkaç tahtam eksikti. Çocukluğumdan beri bende bir tuhaflık olduğunu biliyordum. Yazgımda katil, banka soyguncusu, tecavüzcü, rahip veya münzevi olmak var diye hissediyordum. İnsanlardan uzak bir sığınak bulmalıydım kendime. Sefilhane iğrençti. Sıradan bireyin yaşamı sıkıcı, ölümden de beterdi. Başka çarem yoktu. Eğitim bir tuzaktı sadece. Aldığım azıcık eğitim beni daha şüpheci yapmıştı zaten. Doktorlar, avukatlar, bilim adamları, neydi bunlar? Bireysel davranış ve düşünme özgürlüğünü kaybetmiş insanlar. Barakama dönüp içtim.