Amerika'da iş arayan çoktu. Kullanıma hazır sürüyle beden. Ve ben yazar olmak istiyordum. Nerdeyse herkes yazar olduğunu düşünüyordu. Kimse dişçi veya otomobil tamircisi olabileceğinden emin değildir ama herkes yazar olabileceğinden emindir. Sınıftaki elli kişiden belki de on beşi yazar olduklarını düşünüyorlardı. Herkes konuşabiliyor, sözleri kâğıda yazmayı biliyordu, demek ki herkes yazar olabilirdi. Ama allaha şükür insanların çoğu yazar değildir, hatta taksi şoförü bile olamazlar ve bazıları-birçoğu- maalesef hiçbir şey değildirler.
Azimli olmadığım doğru ama azmi olmayan insanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yatakan fırla, giyin, zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. Nasıl razı olunur böyle bir yaşama?
Serseriydik, tembeldik, gũnlerimizin sayılı olduğunu
biliyorduk. Rahattık bu yűzden, ne kadar yeteneksiz olduğumuzu
anlamalarını bekliyorduk. O gũn gelene dek
arada sırada birkaç dűrust saat çalışıp sistemin içinde
varolmaya çalışıyor, geceleri hep beraber kafaları çekiyorduk.