Zeynep İlhan

Zeynep İlhan
@zeynepp88
Ahlak,bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür. Nietzsche
Aşka inanabilsen, onun gereklerini yerine getirebilsen mükemmel olur. Yalnızca bir ahmak katıksız bir aptal becerebilir bunu. Bir tek o özgürdür derinliklere inmeye ve göklerde fink atmaya. Masumiyeti, korumaya alır onu. Kendisi korunma isteğinde bulunmaz.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ve özlemini çektiklerimiz artık istenmeyen şeyler kılığında çıkabilir karşımıza. İster biz çekim alanı yaratalım ister karşımızdaki, sonuçta önemli olan yalnızca odur. "Bakari"dir yani, biricik olan. Aydınlanmadan daha önemli olan eksik kalmış öteki yarıdır. Buda'lar ve İsa'lar tüm doğmuş insanlardır. Onlar, aşkı aramadıkları gibi vermezler de. Çünkü aşkın ta kendisidir onlar. Ama tekrar tekrar doğan bizler aşkın anlamını arayıp bulmak, çiçeğin güzelliği yaşaması gibi aşkı yaşamayı öğrenmek zorundayız.
1000Kitap
Aşk, gerçek aşk tamamen teslim olmayı gerektirir mi? Hep sorulan bir soru bu. Az da olsa bir karşılık beklemek insana yaraşır bir eylem değil mi? İnsan illa insanüstü bir yaratık ya da bir tanrı mı olmalı? Vermenin sınırı var mıdır? İnsanın kanaması sonsuza dek sürer mi? Kimileri önceden tasarlanmış bir ilişki planı öneriyor, bir oyunmuş gibi söz ediyorlar bundan. Elini açık etme! Ağırdan al! Geri adım at! Numara yaparken de numara yap! Yüreğin kan ağlasa bile içinden gelen duygulara asla ihanet etme. Her zaman, hiçbir şeye aldırmıyormuş gibi davran. İşte, aşk acısı çekenlere verilen öğütler.
1000Kitap
Bir bambu ormanında yolunu yitirebilirsin ama gökteki yıldızları her zaman görebilirsin. Tanrı aptalı korur ama ona hiç rahat vermez. Yarını başka bir gün sanır aptal, oysa hiç de öyle değildir - hep aynı gündür o gün, aynı yerdir, aynı zamandır. Havada hep fırtına bulutları vardır, görüş uzaklığı sıfırdır. Huzur, Tanrı ve gün ışığı yokken bile mucizelere bel bağlamayı sürdürür o. Kabullenmeyi reddettiği şeyse, kendisinin mucizenin ta kendisi olduğudur.
1000Kitap
İşte böyle, aylarca süren bekleme, yanıtsız kalan mektuplar, amaçsız telefon görüşmeleri Mah-Jong olayı, yalancılık ve ikiyüzlülük, hoppalık ve kadınsı soğukluk sonucu umutsuz bir aygıra dönüşen ben, adına Insomnia denen uykusuzluk şeytanıyla boğuşmaya başladım. Sabahın üçünde, dördünde ve beşinde sıçrayarak uyanıp kendimi duvarlara yazı yazmaya verdim: "Senin suskunluğunun hiçbir anlamı yok benim için; benim suskunluğum seninkini bastıracak" ya da "Güneş battığında ölüleri sayarız" ya da bir dosttan alıntıladığım, "Beni bulmamış olsaydın arıyor da olmazdın." Ya da Japonca Tokyo hava raporu: "Kumori to- ki-doki ame"20 gibi kırık dökük tümceler. Bazen yalnızca, “İyi geceler!" (O yasumi nasai!) İçimde yeni bir delilik tohumunun yeşerdiğini duyumsamaya başlamıştım.
1000Kitap