Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum...
Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil...Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay , birkaç ömür kıymetinde değil midir?...
İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım ,en güvendiğim insanda aldanmıştım. Başkalarına emniyet edebilir miydim?
Bir insana bir insan her halde yeterdi. Fakat o da olmayınca? Her şeyin bir hayal , aldatıcı bir rüya, tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi?
İçimde yarı kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı. Niçin dünden beri bu noktaya temas etmemiştik? Niçin bavul yerleştirmekten, yolculuğun zevklerinden, bu senenin kışından bahsetmiş,fakat asıl kendimize ait olan şeylere hatta yaklaşmamıştık?