“ Kendi hakkımda hiçbir şey bilmeyişim ,
Siddhartha ‘nın bana böylesine yabancı ,böylesine bilinmez kalışı bir nedenden ,bir tek nedenden kaynaklanıyor : kendimden korkuyordum çünkü ,kendimden kaçıyordum !”
“Hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey ,Ben’di .
Ama alt edemedim ,sadece yanıltım ,sadece kaçtım ondan ,sadece saklanıp gizlendim .
Doğrusu dünya da benim bu ben ‘im kadar ,bu yaşıyor olduğum ,başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum ,Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiç bir şey kurcalamadı .
Ve dünya da kendim kadar ,Siddhartha kadar az bildiğim başka hiç bir şey yok .”
“Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez !
Bir tek kendim ,yalnızca kendim için bir yargıya varabilir ,bir şeyi seçer yada yadsıyabilirim .”
“Bir hedef bulunuyordu Siddhartha’nın önünde ,tek bir hedef :arınmış olmak ,susamalardan arınmış ,istemelerden arınmış ,düşlerden ,sevinçlerden ,acılardan arınmış.
Ölerek kendinden kurtulmak ,ben olmaktan çıkmak ,boşalmış bir yürekle dinginliğe kavuşmak ,benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak ,işte buydu onun hedefi .
Ben tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü ,gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı ,işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey ,varlıktaki artık Ben olmayan öz ,o büyük giz .”