Millî şuuru güçlendirmek, millî kültürü yaymak, mukaddesata sahip çıkmak… Çok güzel, pek güzel, böyle deniyordu ardından, alçak sesle, kimden yanasınız? Baş dik, gözler ilerde, kalbin çarpıntısı ve ruhun yükselişi: Hak’tan yanayız. Ah ne kadar tatlı, biz de haktan yanayız, daha doğrusu herkes haktan yana. Siz kiminle birlikte haktan yanasınız?
Doğru, reel olan buydu. Hayatın zaruretlerine karşı kimseye bir şey verememek. Ne fikir, ne menfaat. Belki de öğrenmiş olduğu bu idi. Kendisinden vaktiyle istenilenler. Zayıf vücudu ile taşıyamayacağı yükletin altına girmeler. Halbuki vermek lâzım. Vermek için de güçlü olmak gerek. İktidar.