Kur'ân-ı Kerîm, bir roman gibi okunmasını, bir kaside gibi dinlenmesini, bir elmas gibi saklanmasını, bir süs eşyası gibi korunmasını istemez. O muhatabının karşılık vermesini bekler.
İlahî kelâmın önüne oturan muhatap, ne için oturursa otursun o amacına ulaşır. İman için oturan iman, inkâr için oturan inkâr, nifak için oturan nifak elde eder.
Bunun için Kur'ân-ı Kerîm,kendisine muhatap olanlara kayıtsız kalmamakta, sadece kendisine iman edenlere bir şeyler verip kapısını kapatmamaktadır.