Kur'ân-ı Kerîm, bir roman gibi okunmasını, bir kaside gibi dinlenmesini, bir elmas gibi saklanmasını, bir süs eşyası gibi korunmasını istemez. O muhatabının karşılık vermesini bekler.
İlahî kelâmın önüne oturan muhatap, ne için oturursa otursun o amacına ulaşır. İman için oturan iman, inkâr için oturan inkâr, nifak için oturan nifak elde eder.
Bunun için Kur'ân-ı Kerîm,kendisine muhatap olanlara kayıtsız kalmamakta, sadece kendisine iman edenlere bir şeyler verip kapısını kapatmamaktadır.
Mümin kadın ve erkek, aynı semanın altında, aynı toprağın üzerinde, aynı kıbleye yönelmiş, aynı davaya inanmış ve adanmış şekilde, kendilerine biçilen hilafet sorumluluğunu bihakkın icra etmek üzere omuz omuza bir mücadele içerisinde/olmak durumunda/dırlar.
Onun katında kullar açısından farklılık yaratan temel unsur, insanların tercihleri ve bu tercihler çerçevesinde geliştirdikleri düşünüş ve davranış tarzlarıdır.