Doğumdan ölüme kadar bir pazartesinden diğer pazartesine, sabahtan akşama kadar insanın yaptığı her şey, önceden belirlenmiş, üzerinde fazla düşünmeden otomatik olarak yapılan şeylerdir. Böylesine otomatikleşmiş bir düzen ağına düşen bir insan, insan olduğunu, eşi benzer olmayan bir birey olduğunu, umutlara düş kırıklıkları, üzüntüleri, korkuları, sevgisi, özlemi, yalnızlık ve hiçlik korkusuyla birlikte kendisine tek bir yaşama şansı verdiğini nasıl unutmasın?
“İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehir yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.”