"Sular karıştıkları ırmakların, nehirlerin ya da denizlerin adlarını taşırlar. Bütün birleşmelerde, başka bir yatağa doğru akarlar. Kendi isimlerini unuturlar. Zebur denizi Tevrat denizine açılmadıkça, Tevrat denizi yol bulup İncil denizine açılmadıkça bunların her birisi Kur'an okyanusuna dökülüp bütünlesmedikçe inançlar arasındaki uçurumlar daha da derinleşerek sürüp gidecektir.
İnsan, sevginin çiceğiyle açarsa toprak olup onu başında taşıyacaklar çok bulunur. Gönül gözüyle bakmasını bilirseniz, varlık aleminin gerçek suretlerini görürsünüz.
Gözünüzün gördüğünü gönlünüzün gördüğüne değiştiriseniz kazanırsınız; yok gönlünüzün gördüğüne gözünüzün gördüğünü tercih ederseniz kayıptasinız.
Unutmayın, sizler, bizler tek kanatlı melekleriz; ancak birbirimizi sevgiyle kucaklayarak iki kanat edinir, uçabiliriz.
...Sayın Bakan ve değerli Kardinal Hazretleri biliyorsunuz materyalizm ömrünü tamamlamak üzere. İnsanları ve parayı kontrol yahut yönetmenin etkin bir yolu olarak dini unsurlar ön plana çıkıyor. Yapılan araştırmalara göre insanlarin inanma ihtiyacı her gecen gün artiyor. Buna mukabil gençler degerlerimizi, geleneğimizi ve hayatlarımızi daha fazla sorgulamaya ve daha ziyade özgürlük istemeye başladılar. Buna inanma özgülüğü de dahil. Ateizm artık etkinliğini kaybediyor. Bu durumda insanları deizme yönlendirmek en iyisi. "Tanrı var, evreni ve beni yarattı ama artık bana karışmasın" fikrini yayarsak insanlığın kaderini Tanrı yerine yönetmeye devam edebiliriz..