Nadan bir dünya bu. Kalbimiz inciniyor, fark etmiyoruz. Fark ediyoruz. “Bir şey eksik” diyoruz ama o eksikliğin adını koyamıyoruz ve “Daha iyisini alsam acaba geçer mi?” diyerek tekrar maddeye dönüyoruz. Böylece uçurum büyüyor, boşluk iyice açılıyor.
Meşhur Sümer yazıtlarında var: “Çok ilginç zamanlarda yaşıyoruz, gençler hiç söz dinlemez oldu” diyor. İki bin sene sonra, üç bin sene sonraya mukayyed olan şikayetler üç bin sene önce de var. Bugün bakıyorsunuz, yüzyıl öncesinin romanları, bugünün karakterlerini anlatıyor. İnsan temel olarak çok değişen bir varlık değil; hırsları, tamahkârlığı, bencilliği, temel dürtüleri aynı.