Bir yazar büyüklük ve mükemmelliğin ne olduğunu bilmese, hayal ettiği kişilerde bunları tasvir edemez. Ressam, hayalinde yaratılmış ve resmedilmiş olan güzelliği tablosu üzerine resmeder, kendinde olmayanı resmedemez.
Bahtiyarlık denen şey daima görecelidir. Öyle değil mi? İnsan olur ki başkalarının can attığı mutluluklara kendini ilgisiz bulur, nefret derecesine bile varır. Aynı şekilde insan olur ki bazı zamanlarda fazlasıyla hoşlanacağı birçok şeyden bazı zamanlar asla hoşlanamayıp ziyadesiyle bezgin kalır.
Artık istediğim koltukta oturabilecek, sahneyi istediğim yerden izleyebilecek maddi gücüm var ama o lüks localar yalnızca diğer insanlara tepeden bakmaya yarıyorlar. Ben böyle bir şeyi asla yapmam. Geçmişi hatırlamayı sevmiyorum diye geldiğim yeri unutmuş değilim. Biletim için canımı dişime takarak çalıştım ama hala ucuz koltuklara otururum.
Hayatın ucuz koltuklarında büyüyünce, sahnede oynayan kuklaların ardındakileri görmek kolay oluyor. Kuklaların iplerini, o iplerin kimin elinde olduğunu bir kez gördünüz mü de gösteri bütün anlamını yitiriveriyor.