"Bizi baştan çıkarmaya çalışan, kulağımıza 'Hadi, kendini tamamlanmış hissetmek için ne gerekiyorsa onu yap...' diye fısıldayan şey her ne ise, (bizim) benliğimizin daha alt bir düzeyinden geliyordur. Bu dürtüyü ve onun getirdiği baskıyı, içimizdeki tamamlanmamış doğanın istenci olarak düşünün; bu istenç bize tamamlanma umudu sunar ancak aslında arzuladığı bütünlük duygusunu kendisine verecek durumda değildir.
Ne zaman -aklımızı çelerek bize yaptırmaya çalıştığı şeyleri yaparak- kendimizi tamamlama çağrısına yanıt versek, bizi özgürleştireceğini sandığımız şeye duyduğumuz bağımlılığı biraz daha ileri götürmüş oluruz."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ne var ki, asıl yenilgi, kendimizi içine soktuğumuz durumdan çıkış yolu olmadığına ilişkin yorucu düşünce ile hemfikir olduğumuz anda başımıza gelir, temelde, bizi ele geçirmiş acı verici bir şey ile yaşamak zorunda olduğumuz konusunu artık kabul etmiş oluruz."
"Beynimiz ve bizi iten duygularımız, neyin bizi özgürlüğe götüreceğine söz veriyorsa, boyun eğip onu arar ve bunların bize içsel kölelikten başka bir şey getirmediğini görürüz."
"Uçurumun dibine ulaşmak sizi yaşayanlar âleminden çekip alır. Odanıza gelip gidenler belirsiz bir kalabalık oluşturur, size ulaşamadan yanınızdan geçerler. Siz onlara yaklaşamazsınız, onlar size erişemez. Mutluluğun ve umutsuzluğun soluduğu yerler farklıdır; umudunu kaybeden kişi başkalarının yaşamına çok uzaktan bakar; var olduğu hissini kaybeder, etten kemikten olması bir şey ifade etmez çünkü kendi gerçekliğini artık hissetmiyordur; kişi artık kendisi için bir düşten ibarettir."