Büyük devrimden önceki Fransız toplumu üzerinde araştırmalar yapan De Tocqueville şu gerçeği ortaya çıkarmakla şaşırmıştı: “1789 Devriminden sonraki dönemlerin hiçbirinde ulusal refah, devrimden ön-çeki 20 yıl zarfında arttığı büyük hızla artmamıştı. O halde, “hayat şartları daha iyiye doğru gittikçe, Fransızlar kendi durumlarına daha az tahammül eder olmuşlardı.”
Güneşin doğumundan güneşin batımına dek, sadece kendilerini hayatta tutacak şeyleri sağlamak için didinen insanlar, keder beslemezler ve hayal kurmazlar.
Almanya ve İtalya’da Nazi ve Faşist devrimlerinin temel destekleyicisi, tahrip edilen orta sınıftan gelen yeni yoksullar olmuştur. Bugünkü İngiltere’de potansiyel devrimciler işçiler değil, çıkarlarından yoksun bırakılan memurlar ve iş adamlarıdır.
Atılanlar ve itilenler, çok kere bir ulusun geleceğinin hammaddesini oluşturmuşlardır. İnşaatçının beğenmeyerek kenara ittiği taş, yeni bir dünyaya temel olmaktadır. Ayak takımı olmayan ve isyankâr bireyleri bulunmayan bir ulus sakin, düzenli, hoş ve nezihtir fakat doğacak yeniliklerin tohumundan yoksundur. Avrupa ülkelerinde toplumu rahatsız eden kişilerin bit okyanusu aşarak yeni bir kıtada, yeni bir dünya kurmaları tarihin bir cilvesi değildir; bu yenidünyayı ancak böyleleri kurabilirdi.