Kesin İnançlılar

8,6/10  (23 Oy) · 
55 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.545 gösterim
Kesin inançlı" kendi siyasi, dini, felsefi inancının "mutlak gerçek" olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur.
Bu yüzden, okumuşlarında bile "cehalet havası sezilir."
Aynı sebeplerle, 'ödünsüz'dür: 'Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma' gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık "tehlikeli"dir, "ihanet"tir. 'DÜŞMAN' onun için bir ihtiyaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir 'düşman'ın varlığı onun kafasındaki ak - kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar.Öyle bir "düşman" ki, "her şeye kadir ve her yerde hazır" olmalıdır. Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar!

En heyecan verici iç düşmanlar 'dış güçler'e 'emperyalizm'e, 'beynelmilel Yahudi'ye bağlı olanlardır: "İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir..." 'Kesin inançlı'nın sağcı solcu, dinci laikçi olması fark etmez. 'Aydınlanma Devrimi' denilen Fransız Devrimi
"yeni bir din" olmuş, "orak çekiç, gamalı haç putlaştırılmıştı.
Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt - benzeridir. "Asıl iki zıt kutbu oluşturanlar aşırılarla liberallerdir."

Çağımızda iç barışı ve toplumsal rasyonelleşmeyi sağlayan asıl faktörün liberal değerler olması bir tesadüf değildir.
Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2007
  • Sayfa Sayısı:
    196
  • ISBN:
    9789756381182
  • Orijinal Adı:
    The True Believer
  • Çeviri:
    Erkıl Günır
  • Yayınevi:
    Plato Film Yayınları
  • Kitabın Türü:
nishtiman 
14 Ağu 19:52 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

'' Eric Hoffer '' yazdığı kitabın muhteşemliği bir yana, yaşadığı hayat bile filmlere konu olacak nitelikte enteresan detaylar içeren Amerikalı yazar. Alman Yahudisi göçmen bir ailenin oğlu olan Hoffer, altı yaşlarındayken bilinmeyen tıbbi sebeplerden ötürü kör olmuş. On beş yaşlarında yine bilinmeyen bir sebeple tekrar görmeye başlamış. Çok genç yaşta anne ve babasını kaybedince iş başa düştü düsturuyla bulabildiği her işte çalışmaya başlamış. İşportada meyve satıcılığı, tarlalarda ırgatlık, maden işçiliği, dok işçiliği gibi çeşitli işlerde çalışmış. Bütün bunları yaşarken de tekrar kör olabilirim korkusuyla kendisini okumaya adamış. Özellikle sosyal bilimler ve sosyoloji alanında yıllarca okumalar yapmış, kütüphanelerde yıllarını geçirmiş.

Daha sonra yazdığı birçok kitap çok fazla ilgi görmesine ve üniversiteler dahil birçok yerden iş teklifi almasına rağmen Hoffer, ömrünün büyük bir kısmını işçiler arasında ve rıhtımda hamallık yaparak devam ettiriyor. Yazarın renkli kişiliği ve hayatı hakkında yeterince bilgilendiyseniz gelelim kitaba...

Eric Hoffer inanılmaz bir gözlemci. O yüzden yazdığı Kesin İnançlar kitabı da bir kitaptan çok, toplumun bütün dinamiklerini ve zaaflarını ortaya çıkaran bir otopsi raporu gibi. Kitle hareketlerinin ve kitle psikolojisinin anatomisini bu kadar iyi özetleyen bir kitap kesinlikle daha çok bilinmeyi ve okunmayı hak ediyor. Hoffer; Atatürk, Gandhi, Churchill, Çan Kay Şek, Hitler, Stalin, Lenin, Trokçi, De Gaulle, Mussolini, Lincoln gibi dünya tarihine yön vermiş liderlerin başarı ve başarısızlıklarını sebepleri ile incelerken, aynı zamanda Rus Devrimi, Fransız Devrimi, Protestan Devrimi, Kurtuluş Savaşı, Nazi Hareketi ve Siyonizm gibi birçok kitle hareketinin altında yatan psikolojik etkenleri ve bu kitlesel dönüşümlerin dinamiklerini de inceliyor.

Kesin inançlı yani radikal insan en tehlikeli insan türlerinden biridir. Kesin inançlı olan insan mensup olduğu dine, ideolojiye, milliyete, siyasi görüşe delicesine bağlıdır. Bağlı olanan '' şey '' o kadar kutsaldırki asla sorgulanamaz, şüphe duyulmaz ondan yana. Kesin inançlı için bağlı olunan sığınak o kadar korunaklıdırki onun dışındaki hiçbir şey merak dahi edilmez. Karakterindeki zaaflar ve ait olmaktan iğrendiği çevreden kaçıp sığındığı bu '' mutlak gerçeklik '' o kadar kutsaldır ki sadece kendisinin kabul etmesi yetmez, ait olduğu kitlenin kutsalları gerekirse zorla başkalarına dayatılmalı ve kabul ettirilmelidir. Onun inandığı dine inanmayanın yaşama hakkı yoktur, ait olduğu toplum dünyanın en asil ırkıdır diğer ırklara mensup olanlar ise aşağılık ikinci sınıf insanlardan oluşmaktadır. Kabul ettiği siyasi görüşü papağanvari bir şekilde tekrar etmeyen vatan hainidir hatta lafı çevirmeden söylerse sırf kendi partisine oy vermediği için patates dinindendir. Kesin İnançlı milletini sevmez, millet ve vatan sevgisi onun için aşırılıklarını perdeleyebileceği bir örtüdür. Hoffer'ın deyimiyle aşırı milliyetçilik, adi kimselerin son sığınağıdır.


Kesin inançlının kitle hareketine katılması sadece hareketin motiflerine dayanmaz, asıl sebep kesin inançlının kişiliğinde yatmaktadır. Tek başınayken sergileyemeyeceği aşırılıkların, vandallığın, şovenizmin, caniliğin, düşmanlığın fanatikliğin ve radikalliğin maskelenmesi için bir kitleye katılmak, kesin inançlı için bir zorunluluktur. Başarısızlığa uğramış, karakteri kara delik gibi büyük boşluklar içeren, hayal kırıklığına uğramış kalbi kırıklar, kitle için potansiyel katılımcıdır. Mevcut yönetimden hoşlanmayan ama gidişatı değiştirecek kadar gücü de kendinde bulamayan kitleler, onları gütmeye can atan tiran bozuntuları için katliamlar ve kırımlar yapmak için bulunmaz bir maşadır. Tarih bu tiranlara ses çıkarmayan, sloganik söylemlerine arka çıkan, yapılan her despotluğa '' mutlaka bir bildiği vardır. '' denilerek bahane bulan kitlelerle dolu. Bugün oturup Hitler'in yaptığı katliamlara üzülürken, Hüseyin'i susuz bırakıp katleden Yezidlere lanetler okurken, Stalin'in açlıktan ölmeye mahkum ettiği milyonlarca insana ağlarken, bugünün Stalinlerine, Yezidlerine, Hitlerlerine kitle olma psikolojisi yüzünden ses çıkarmıyor, belki de yapılan her türlü zalimliklere rağmen onları destekliyoruz. Çünkü kabul etsek de etmesek de hepimiz belli ölçülerde kesin inançlıyız. Hepimiz en doğrusunu biliriz! Hepimizin inandığı din en güzel dindir. Hepimizin mensup olduğu millet en şerefli millet! Hepimiz fanatiği olunmaya en layık partiye oy veriyoruz! Hepimiz mükemmeliz ve mükemmel olan ne ise ona mensubuz!

Değiliz! Hepimiz kusurlu yaratıklarız. Zaaflarımız, acziyetlerimiz, ihtiyaçlarımız, kötü huylarımız, çirkin dişlerimiz, kısa boylarımız, çarpık bacaklarımız, kepçe kulaklarımız, psikolojik sorunlarımız var. Ama bu özelliklerin varlığı ya da yokluğu bizi eksik ya da birilerine göre eksik yapmaz. Kesin inançlının aksine bu farklılıkların bizleri insan yapan güzel kusurlarımız olduğunu kabullenirsek o peşinden koştuğumuz mutluluğa ve barışa ulaşabiliriz.

Kesin inançlının hayatında sadece iki renk vardır. Ya siyahsındır ya beyaz. Griye bile yer yoktur onun dünyasında. Ya ondansındır ya ötekisindir. Kesin inançlının gözünde her şeyin ama her şeyin bir kalıba girmesi gerekir. Yeri gelir eşini, yeri gelir kardeşini, yeri gelir hocasını, yeri gelir peygamberini hatta daha da abartıp inandığı dini ve dinin sahibi olan Tanrıyı bile kalıplara sokar. Bunu yapmak onun için bir fıtrat haline gelmiştir artık. Yanlış hatırlamıyorsam Muhiddin-i Arabi'ninÖzün Özü - Lübb'ül - Lübb kitabında geçiyordu bu mesele. Arifler ve diğer insanlar arasındaki farkın anlatıldığı bir bölüm vardı. Orada anlatılana göre kesin inançlı cennete gidip Allah'ın perdesiz gördüğünde bile kalıplarından kurtulamaz ve gördüğünün onu Yaratan Allah olduğunu kabul etmez. Çünkü onun için inandığı Allah bile kafasında kalıplara sokulması gereken bir varlıktır.



Şimdi bütün bu analizler hepimizin az çok çevremizde her gün tanık olduğumuz şeyler. Bütün bunları görüyor ve biliyor olmak bile bu kitabın oluşturduğu yıkıcı etkiyi azaltmıyor. Her cümlesini '' vay be hiç bu açıdan düşünmemiştim, aa hakikaten öyle '' diye diye okuyup bitireceğiniz, altı çizilmekten dünya savaşına tanık olmuş gibi yıpranan bir kitap düşünün. Ve bu kitabın insana yaşattığı zihinsel hazzı. İşte bundan çok daha fazlasını içeren, kitle psikolojisi ve sosyal hareketler üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri Kesin İnançlılar.

Son olarak eklemek istediğim şey de kitabın dili. O kadar akıcı ve anlaşılır ki, sanırım bu duruma da ısrarla Akademisyen olmaktan uzak duran Hoffer'ın inadı nedeni olmuş. İnsanı zorlayacak, anlaşılmayı zorlaştıracak kavramlardan ve terimlerden özellikle uzak durmuş Hoffer. İyiki de durmuş. Bu kadar mükemmel tespitleri bu kadar akıcı bir dille okumak kendi adıma büyük bir kazanım oldu.
Sadece kitle psikolojisini merak eden ya da sosyolojiye meraklı insanlara değil, bir topluluğa mensup olan herkese kesinlikle tavsiye ederim.

Serkan ERASLAN 
21 Nis 17:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

‘İnsanoğlu büyük adam olmak için heveslerle doludur, fakat bir gün anlar ki sadece bir küçük adamdır; mutlu olmak için heveslerle doludur, fakat bir gün anlar ki, sadece mutsuzdur; mükemmel olmak için büyük hevesler taşır, fakat bir gün anlar ki, sadece kusurlarla doludur; insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kişi olmak için devamlı umutlar taşır, fakat bir gün anlar ki, kusurlarından dolayı sadece insanların hor görüşüne layık görülmektedir. İşte, dışına çıkmaya imkan bulamadığı bu utanç duygusu, o insanda güçlü bir adaletsizlik ve yıkma ihtirası yaratır, çünkü bu durumda o, kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun suçunu kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür.’ 

Ali Rıza MALKOÇ 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

KİTAP İNCELEMESİ (9)
Kitabın Adı : Kesin İnançlılar
Orijinal Adı : The True Believer
Alt Başlık : Kitle Hareketlerinin Anatomisi
Yazarı : Eric Hoffer ( 1902 – 1983)
Çevirenler : Erkil Günur
Yayınevi : Plato Film Yayınları
Yayıncı : http://www.platofilm.com
Sayfa Sayısı : 196
Kategori : Sosyoloji
Baskı : 3.baskı
ISBN : 975 638 1182
Okuma başlangıç : 11.12.2016
Okuma Bitiş : 15.12.2016
İnceleme Yazısı : Ali Rıza MALKOÇ http://www.arm.web.tr
Okuyana yeni kitap Önerisi : Mümkün / Nurdoğan Arkış / Final Kültür Yayınları / 224 sayfa

Kitabı okumaya başlayınca zihnimde bir söz ve bir de kitap canlandı birden.
“En tehlikeli insan tipi, az anlayan, çok inanandır.” Anton Çehov’un sözü ve Eğitimci – Yazar Sosyolog Nurdoğan Arkış’ın, Herkes bildiğinin öğretmenidir, herkes kendi alanının lideri olabilir, özgüvenini aşılayan: “Mümkün” adlı kitabı.
Kitap ilk defa Türkçeye 1978 yılında Tur yayınlarınca kazandırılıp, Yeryüzü, Plato film, im, akran, yayıncılık tarafından tekrar basılmasına rağmen piyasada bulunmamaktadır.
Okumayı arzu edenler: a) sahaflardan b) halk kütüphanelerinden c) internet ortamından pdf formatında temin edebilirler.
Bu kadar güzel kavramları bize taşıyan kitabın, tekrar basılacağını ümit ediyorum.
Yazarın yaşam öyküsü, başlı başına bir ilgi ve araştırma konusu. Hiç eğitim almamış,
hayatını limanlarda hamallık yaparak kazanmış, kazandığını kitaba yatırmış. Çevresinde bilgiçlik taslamamış, yaptığı işten dolayı aşağılık kompleksine kapılmamış, okuduklarından edindiği çıkarımları hep toplum yararına not almış. Tüm dünya tarihini, dünya klasiklerini, edebi eserleri adeta zihninde tasniflemiş.
Genç yaşta görme duyusunu kaybeden Merhum Cemil Meriç için, “bu kadar kitabı nasıl okumuş?” diye merak ediyordum. Eric Hoffer, bir asır önce yokluklar içinde daha fazla eser okuduğunu tahmin ediyorum.
Hiçbir eğitim almadan, hatta akademik bir geçmişi olmadan, sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih alanında bu kadar derin ve yerinde tahlil, tespit, gözlem, tahmin, analiz ve stratejik bilgi üretilebileceğini bizlere göstermiştir.
Yazar kitabın önsözünde, Montaigne’in şu sözünü prensip edindiğini belirtiyor :
“ Bütün söylediklerim, karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir.”
Bir dosta 100 tane kitap önerecek olsam, bu eserin ilk beş arasında olacağı kesindir.
Bilgisayarımız çalışmaz hale gelince format atarız, yavaşlayınca temizleme programları ile performans artırırız ya, işte bu eser de, her görüşüne katılmayabilirsiniz fakat zihnimizde oluşan gereksiz bilgi, ön yargı, şüphe ve çelişkileri tasnif ediyor, temizliyor ve kanaatlerimizi dengeliyor.
Yazar bir ideolog değil, misyoner değil, yani bir alternatif sunmuyor, bilge bir filozof diyebiliriz.
Kitabın üzerine oturtulduğu temel öğreti : “bir toplumun ilerlemesi ve kendi yararına yönetilebilmesi için, anlı-şanlı liderlere hiç de ihtiyaç bulunmadığına inanmak”
Dini, sosyal devrim ve ırka dayalı kitle hareketlerinin toplumları felakete sürüklediğini, tarihsel tespitlerle masaya yatırıyor. Buradan şunu anlıyorum. Toprak Bağımsızlığını ilan etmiş bir ülkenin, eğitim, sanayi, kültürel vb alanlarda da bağımsız kalkınabilmesi için kalıcı hamlelere ihtiyaç vardır. Kitle hareketi olacaksa bu alanlarda
Milletle birlikte millet adına yapılabilir. Örneğin: eğitim, üretim, inovasyon, çevre, turizm, bilişim, ihracat, sağlık, sanayi, hukuk, insan hakları gibi alanlarda sivil ve/veya devletin de desteği ile projeler geliştirilebilir.
Yani kısaca toplum bireyleri, birbirine yiyip tüketen değil, birlikte her değeri yücelten hedeflere odaklanmalıdır.
Düşünme yeteneğini geliştiren, sosyal refahı artıran, özgürlük sınırlarını genişleten hareketler olmalıdır.
Oysa ki, kitle hareketlerinin, ferdiyetçiliği, kişisel tatmin ve mutluluğu dışlayan bir öğretiyi dayattığını gözlemlemiş yazar.
1900lü yıllarda yayılan kitle hareketlerinin, dini, milli ve sosyal devrim adına, dünya lideri icat ve ihraç çabalarının macera olduğunu, kitle hareketlerine katılanların da, beceriksizlik ve zafiyetlerini, tembelliklerini gizlemek için bunu fırsat olarak gördüklerini gözlemlemiştir.
Muhalefetin, düşmanlaştırıldığı, düşmanın şeytanlaştırıldığı bir düzende huzur, barış, kalkınma, istikrar olabilir mi? Yazar, okurunu bir inanca değil, mantığa davet ediyor. Görüş ve gözlem belirtiyor, öğüt ve telkinden kaçınıyor.
Ailede fert, Apartmanda komşu, cemiyette birey, kentte hemşeri, mabette dindaş, işyerinde meslektaş, ülkede yurttaş olabilmenin hakkını veremeyen kişi, hayal kırıklığı içerisindedir.
Bu durumda aidiyet arayışına girerek, tüm iradesini teslim edebileceği bir lider arayışına girer.
Problemli liderler de, zaten bur tür karakterlerden türemektedir.
Oysa ki sen hazır değilsen, kim kalıcı mutlu edebilir ki?...
Özgür kalan birey; yeteneksiz, cesaretsiz ve yetersiz görüyorsa kendini, zaten özgürlüğü lüks görecektir.
Bu dar bakış açısı eğer genelleşirse, toplumun büyümesini tıkayan bir olgu ve algıya dönüşür.
Yazar, her satırında adeta; “karanlığı ben tasvir ettim, aydınlığı da siz keşfedin” dercesine
Akıcı bir dille, fikir jimnastiği yaptırıyor beynimize. Yazar olmak zor, okur olmak daha zor günümüzde, zor bir şey istediğimin farkındayım ama beş gününüzü ayırın bu kitaba çok şey kazanacak ve bana hak vereceksiniz.

Başka bir kitap tanıtım yazısında buluşmak dileğiyle

Ali Rıza Malkoç
15.12.2016 Samsun
http://www.arm.web.tr
#armozdeyis

T.D. 
 24 May 14:27 · Kitabı okudu · 9 günde

Bu kitapta alıntı yapmak istediğim çok şey var ,her sayfasının dolu dolu olduğunu düşünüyorum. 1000kitap ailesinin sevgili okurlarına, bu kitabı tavsiye ederim. Özellikle gençlik çağındaki insanlara en çokta gençlik çağındaki delikanlılara.
Kitle hareketlerinin psikolojik temelleri üzerine geniş çaplı gözlemlerini dile getiren yazara hayran kalmamda ayrı bir güzellik oldu.
Yazar belli bir eğitim almamış ayrıca şans eseri görme bozukluğu belli bir yaştan sonra düzelmiş ondan sonra hayatını okumaya vermiş. Şimdiden iyi okumalar.

Ömer Yaşar 
05 Haz 23:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın kendi hayat hikayesinin bile sinemaya uyarlanabilecek zenginlikte ve farklılıkta olduğunu düşünüyorum. Kör olması, 12 yaşlarında tekrar görmeye başlaması, ABD'de bir limanda hamallık yapması, gözleri tekrar görmeye başlayınca tekrar kör olurum korkusuyla durmaksızın okuması. Hatta kendisini ders vermesi için üniversiteler davet ettiğinde limanda hamallık yaptığını söylemiyor ve hamalliga devam ediyor. Çünkü oradan toplumun nabzını tutabiliyor.

Kesin inanclilar kitabı 1960 li yıllarda yazılmasına rağmen günümüz kargaşalarini ve çatismalarini cok iyi anlatan bir kitap. Ders çıkarılması gereken o kadar çok yer var ki. Bakıyorum da okurken epey bi altını çizdiğim yer olmuş.

İnsanların dogmatik bir saplantı halinde bir oluşuma körü körüne bağlanmasınin ne demek olduğunu ve neden ve nasıl bu saplantidan kurtulamadiklarini çok açık ve akıcı bir dille anlatmış. Toplumsal ve sosyolojik vakaların altında yatan sebepleri öğrenmek isteyen ve bu konuda dersler alan insanların muhakkak okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sadece okumamali okurken bu kitabı sorgulamali ve günümüzle bir sentezini yapmalı. Harika bir kitap.

İbrahim GENÇ 
10 Nis 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · Puan vermedi

Toplum bilimci ve yazar olan, hayat hikayesi ile ilgi çeken Eric Hoffer'ın kaleme aldığı ve birçok gözlemden oluşan insanların, grupların, toplulukların, toplumların, ideolojiler ve inançlar etrafında nasıl körü körüne bağlanıldığının ve bu bağlanılmaya giden yolun nasıl oluştuğu, aslında her insanın bir nebze olsun kendini bulabileceği güzel bir eser.

İndantee 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · 81 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitle hareketlerini neredeyse en iyi açıklayan kitap diyebilirim. Yazar fanatikliği, bir insanı anatomik açıdan inceler gibi incelemesiyle , kullandığı akıcı dil, verdiği pek çok örnekle bu karmaşık konuyu açık hale getirmiş. Özellikle kitabın son paragrafı iyi ki okumuşum hissi yarattı.

Betül 
21 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitle hareketlerinin oluşum süreçlerini, psikolojik ve sosyolojik altyapılarını inceleyen ve hem geçmişteki hem de günümüzdeki hareketlerle karşılaştırabilmenize imkan veren çok kıymetli bir çalışma. Eric Hoffer'ın hayat hikayesi de daha degerli kılıyor kitabı.

saerdem 
05 Ağu 18:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

biraz karışık bir anlatım.. ancak insana ve topluma ait harika tespitler. pek çoğu çok değerli.
diğer yandan bireylere kendi inançlarını, düşüncelerini ve çevresindekileri sorgulatıyor. fikri gelişmeye başlayan herkese..

Volkan ARI 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 10/10 puan

O bir kesin inançlı. Hayal kırıklığına uğramış, bulunduğumuz evrende kendini değerli hissetmek isteyen, sorumlulaklardan kaçan ve inandığı doktrin uğruna canını feda etmeye hazır bir insan evladı...

2 /

Kitaptan 129 Alıntı

mukavvadan adam 
20 Tem 10:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çabuk inanmak ve yalan söylemek yalnız, çocuklara ait bir özellik değildir

Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)
nishtiman 
14 Ağu 12:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Gerçekte hayal kırıklığının başlıca nedeni meşguliyet sahibi olmamaktan ileri gelir ve en şiddetli hayal kırıklığı, enerjisi ve yeteneği çok olup da çevrenin etkisiyle paslanmaya terkedilmiş kişilerde bulunur.

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer
nishtiman 
10 Ağu 19:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İbretlik Tespit !!!
Bir insanın kendi mükemmelliğine olan inancı ne kadar zayıfsa, ulusunun, dininin, ırkının veya inandığı kutsal amacın mükemmelliği yönündeki iddiası da o kadar güçlüdür. Bir insanın işi meşgul olunmaya değerse, o insan muhtemelen kendi işiyle meşgul olur. Fakat, işini meşgul olmaya değmez buluyorsa, kişi aklını kendi anlamsız işinden ayırarak, başkalarının işiyle iştigal eder. Başkasının işiyle meşgul olmak şu şekillerde ortaya çıkar: Dedikodu yapmak, kirli çamaşırlar aramak ve başkasının işine burnunu sokmak ve ayrıca yerel, ulusal ve ırksal konulara aşırı ilgi göstermek. Böylece kendinden uzaklaşan kişi, ya başkasının sırtına biner ya da onunla gırtlak gırtlağa gelir.

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer
nishtiman 
10 Ağu 20:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Hayalleri olmayan canlı cenazeler !!
Güneşin doğumundan güneşin batımına dek, sadece kendilerini hayatta tutacak şeyleri sağlamak için didinen insanlar, keder beslemezler ve hayal kurmazlar.

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer
nishtiman 
 10 Ağu 18:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnsanlarda, kendi varlığını şekillendiren güçleri
genellikle kendi dışında arama eğilimi vardır. Başarımızın ve başarısızlığımızın nedenlerini çevremize bağlamaktan kaçınmayız. Bundan dolayı, iyi bir dünyada yaşadığını düşünenler bu dünyayı aynen korumak, hayal kırıklığına uğramış kişilerse bu dünyayı temelden değiştirmek isterler.

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer
mukavvadan adam 
19 Tem 09:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşayanlar öleceğini bilir, fakat ölüler hiçbir şey bilmez..

Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)
mukavvadan adam 
19 Tem 21:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayaller ve boş umutlar birer araç ve güçlü birer silahtır.

Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)
mukavvadan adam 
24 Tem 10:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

nefsiyle uzlaşı içinde olan bir kişinin dünyaya bakışı ihtirassızdır

Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)Kesin İnançlılar, Eric Hoffer (Plato ebup)
mukavvadan adam 
16 Tem 10:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

hitlere göre,
“bir hareket ne kadar çok makam tesis eder ve mevki dağıtırsa o kadar daha düşük nitelikteki kişileri kendine çeker ve sonunda bu siyasi askıntılar başarılı bir partiyi öylesine sararlar ki, başlangıçtaki hareket, artık ilk idealistler tarafından tanınmayacak hale gelir... Bu durumda hareketin amacı kaybolmuştur

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer