Kesin İnançlılar

8,8/10  (46 Oy) · 
113 okunma  · 
50 beğeni  · 
2.484 gösterim
Kesin inançlı" kendi siyasi, dini, felsefi inancının "mutlak gerçek" olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur.
Bu yüzden, okumuşlarında bile "cehalet havası sezilir."
Aynı sebeplerle, 'ödünsüz'dür: 'Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma' gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık "tehlikeli"dir, "ihanet"tir. 'DÜŞMAN' onun için bir ihtiyaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir 'düşman'ın varlığı onun kafasındaki ak - kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar.Öyle bir "düşman" ki, "her şeye kadir ve her yerde hazır" olmalıdır. Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar!

En heyecan verici iç düşmanlar 'dış güçler'e 'emperyalizm'e, 'beynelmilel Yahudi'ye bağlı olanlardır: "İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir..." 'Kesin inançlı'nın sağcı solcu, dinci laikçi olması fark etmez. 'Aydınlanma Devrimi' denilen Fransız Devrimi
"yeni bir din" olmuş, "orak çekiç, gamalı haç putlaştırılmıştı.
Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt - benzeridir. "Asıl iki zıt kutbu oluşturanlar aşırılarla liberallerdir."

Çağımızda iç barışı ve toplumsal rasyonelleşmeyi sağlayan asıl faktörün liberal değerler olması bir tesadüf değildir.
Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2007
  • Sayfa Sayısı:
    196
  • ISBN:
    9789756381182
  • Orijinal Adı:
    The True Believer
  • Çeviri:
    Erkıl Günır
  • Yayınevi:
    Plato Film Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehraca 
 14 Ağu 2017 · Beğendi · Puan vermedi

'' Eric Hoffer '' yazdığı kitabın muhteşemliği bir yana, yaşadığı hayat bile filmlere konu olacak nitelikte enteresan detaylar içeren Amerikalı yazar. Alman Yahudisi göçmen bir ailenin oğlu olan Hoffer, altı yaşlarındayken bilinmeyen tıbbi sebeplerden ötürü kör olmuş. On beş yaşlarında yine bilinmeyen bir sebeple tekrar görmeye başlamış. Çok genç yaşta anne ve babasını kaybedince iş başa düştü düsturuyla bulabildiği her işte çalışmaya başlamış. İşportada meyve satıcılığı, tarlalarda ırgatlık, maden işçiliği, dok işçiliği gibi çeşitli işlerde çalışmış. Bütün bunları yaşarken de tekrar kör olabilirim korkusuyla kendisini okumaya adamış. Özellikle sosyal bilimler ve sosyoloji alanında yıllarca okumalar yapmış, kütüphanelerde yıllarını geçirmiş.

Daha sonra yazdığı birçok kitap çok fazla ilgi görmesine ve üniversiteler dahil birçok yerden iş teklifi almasına rağmen Hoffer, ömrünün büyük bir kısmını işçiler arasında ve rıhtımda hamallık yaparak devam ettiriyor. Yazarın renkli kişiliği ve hayatı hakkında yeterince bilgilendiyseniz gelelim kitaba...

Eric Hoffer inanılmaz bir gözlemci. O yüzden yazdığı Kesin İnançlar kitabı da bir kitaptan çok, toplumun bütün dinamiklerini ve zaaflarını ortaya çıkaran bir otopsi raporu gibi. Kitle hareketlerinin ve kitle psikolojisinin anatomisini bu kadar iyi özetleyen bir kitap kesinlikle daha çok bilinmeyi ve okunmayı hak ediyor. Hoffer; Atatürk, Gandhi, Churchill, Çan Kay Şek, Hitler, Stalin, Lenin, Trokçi, De Gaulle, Mussolini, Lincoln gibi dünya tarihine yön vermiş liderlerin başarı ve başarısızlıklarını sebepleri ile incelerken, aynı zamanda Rus Devrimi, Fransız Devrimi, Protestan Devrimi, Kurtuluş Savaşı, Nazi Hareketi ve Siyonizm gibi birçok kitle hareketinin altında yatan psikolojik etkenleri ve bu kitlesel dönüşümlerin dinamiklerini de inceliyor.

Kesin inançlı yani radikal insan en tehlikeli insan türlerinden biridir. Kesin inançlı olan insan mensup olduğu dine, ideolojiye, milliyete, siyasi görüşe delicesine bağlıdır. Bağlı olanan '' şey '' o kadar kutsaldır ki asla sorgulanamaz, şüphe duyulmaz ondan yana. Kesin inançlı için bağlı olunan sığınak o kadar korunaklıdır ki onun dışındaki hiçbir şey merak dahi edilmez. Karakterindeki zaaflar ve ait olmaktan iğrendiği çevreden kaçıp sığındığı bu '' mutlak gerçeklik '' o kadar kutsaldır ki sadece kendisinin kabul etmesi yetmez, ait olduğu kitlenin kutsalları gerekirse zorla başkalarına dayatılmalı ve kabul ettirilmelidir. Onun inandığı dine inanmayanın yaşama hakkı yoktur, ait olduğu toplum dünyanın en asil ırkıdır diğer ırklara mensup olanlar ise aşağılık ikinci sınıf insanlardan oluşmaktadır. Kabul ettiği siyasi görüşü papağanvari bir şekilde tekrar etmeyen vatan hainidir hatta lafı çevirmeden söylerse sırf kendi partisine oy vermediği için patates dinindendir. Kesin İnançlı milletini sevmez, millet ve vatan sevgisi onun için aşırılıklarını perdeleyebileceği bir örtüdür. Hoffer'ın deyimiyle aşırı milliyetçilik, adi kimselerin son sığınağıdır.


Kesin inançlının kitle hareketine katılması sadece hareketin motiflerine dayanmaz, asıl sebep kesin inançlının kişiliğinde yatmaktadır. Tek başınayken sergileyemeyeceği aşırılıkların, vandallığın, şovenizmin, caniliğin, düşmanlığın fanatikliğin ve radikalliğin maskelenmesi için bir kitleye katılmak, kesin inançlı için bir zorunluluktur. Başarısızlığa uğramış, karakteri kara delik gibi büyük boşluklar içeren, hayal kırıklığına uğramış kalbi kırıklar, kitle için potansiyel katılımcıdır. Mevcut yönetimden hoşlanmayan ama gidişatı değiştirecek kadar gücü de kendinde bulamayan kitleler, onları gütmeye can atan tiran bozuntuları için katliamlar ve kırımlar yapmak için bulunmaz bir maşadır. Tarih bu tiranlara ses çıkarmayan, sloganik söylemlerine arka çıkan, yapılan her despotluğa '' mutlaka bir bildiği vardır. '' denilerek bahane bulan kitlelerle dolu. Bugün oturup Hitler'in yaptığı katliamlara üzülürken, Hüseyin'i susuz bırakıp katleden Yezidlere lanetler okurken, Stalin'in açlıktan ölmeye mahkum ettiği milyonlarca insana ağlarken, bugünün Stalinlerine, Yezidlerine, Hitlerlerine kitle olma psikolojisi yüzünden ses çıkarmıyor, belki de yapılan her türlü zalimliklere rağmen onları destekliyoruz. Çünkü kabul etsek de etmesek de hepimiz belli ölçülerde kesin inançlıyız. Hepimiz en doğrusunu biliriz! Hepimizin inandığı din en güzel dindir. Hepimizin mensup olduğu millet en şerefli millet! Hepimiz fanatiği olunmaya en layık partiye oy veriyoruz! Hepimiz mükemmeliz ve mükemmel olan ne ise ona mensubuz!

Değiliz! Hepimiz kusurlu yaratıklarız. Zaaflarımız, acziyetlerimiz, ihtiyaçlarımız, kötü huylarımız, çirkin dişlerimiz, kısa boylarımız, çarpık bacaklarımız, kepçe kulaklarımız, psikolojik sorunlarımız var. Ama bu özelliklerin varlığı ya da yokluğu bizi eksik ya da birilerine göre eksik yapmaz. Kesin inançlının aksine bu farklılıkların bizleri insan yapan güzel kusurlarımız olduğunu kabullenirsek o peşinden koştuğumuz mutluluğa ve barışa ulaşabiliriz.

Kesin inançlının hayatında sadece iki renk vardır. Ya siyahsındır ya beyaz. Griye bile yer yoktur onun dünyasında. Ya ondansındır ya ötekisindir. Kesin inançlının gözünde her şeyin ama her şeyin bir kalıba girmesi gerekir. Yeri gelir eşini, yeri gelir kardeşini, yeri gelir hocasını, yeri gelir peygamberini hatta daha da abartıp inandığı dini ve dinin sahibi olan Tanrıyı bile kalıplara sokar. Bunu yapmak onun için bir fıtrat haline gelmiştir artık. Yanlış hatırlamıyorsam Muhiddin-i Arabi'ninÖzün Özü - Lübb'ül - Lübb kitabında geçiyordu bu mesele. Arifler ve diğer insanlar arasındaki farkın anlatıldığı bir bölüm vardı. Orada anlatılana göre kesin inançlı cennete gidip Allah'ın perdesiz gördüğünde bile kalıplarından kurtulamaz ve gördüğünün onu Yaratan Allah olduğunu kabul etmez. Çünkü onun için inandığı Allah bile kafasında kalıplara sokulması gereken bir varlıktır.



Şimdi bütün bu analizler hepimizin az çok çevremizde her gün tanık olduğumuz şeyler. Bütün bunları görüyor ve biliyor olmak bile bu kitabın oluşturduğu yıkıcı etkiyi azaltmıyor. Her cümlesini '' vay be hiç bu açıdan düşünmemiştim, aa hakikaten öyle '' diye diye okuyup bitireceğiniz, altı çizilmekten dünya savaşına tanık olmuş gibi yıpranan bir kitap düşünün. Ve bu kitabın insana yaşattığı zihinsel hazzı. İşte bundan çok daha fazlasını içeren, kitle psikolojisi ve sosyal hareketler üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri Kesin İnançlılar.

Son olarak eklemek istediğim şey de kitabın dili. O kadar akıcı ve anlaşılır ki, sanırım bu duruma da ısrarla Akademisyen olmaktan uzak duran Hoffer'ın inadı nedeni olmuş. İnsanı zorlayacak, anlaşılmayı zorlaştıracak kavramlardan ve terimlerden özellikle uzak durmuş Hoffer. İyiki de durmuş. Bu kadar mükemmel tespitleri bu kadar akıcı bir dille okumak kendi adıma büyük bir kazanım oldu.
Sadece kitle psikolojisini merak eden ya da sosyolojiye meraklı insanlara değil, bir topluluğa mensup olan herkese kesinlikle tavsiye ederim.