"Yaşlılık" dedikleri şeyden, başlarına gelecek olan sondan ve yok olmaktan korkarlar. Bunun esas anlamıysa hayattan korkmalarıdır. Ama hayat sonsuzdur. Yaş, senelerin geçip gitmesi değil, bilgeliğin doğmasıdır.
Yalnız geçirilen seneler, yıpranma ve bozulmalardan tek başına sorumlu değildir. Zihinlerimiz ve bedenlerimiz üstünde zararlı bir yaşlanma etkisi oluşturan şey zaman değil, zaman korkusudur. Zamanın etkilerine karşı hissedilen nevrotik korku gerçekten de erkenden yaşlanmanın sebebi olabilir.
Korkularınızı inceleyin ve onları mantığın ışığına tutun. Korkularınıza gülmeyi öğrenin. En iyi ilaç budur. Sizi kendi düşüncelerinizden başka hiçbir şey rahatsız edemez. Başkalarının telkinleri, ifadeleri ya da tehditlerinin hiçbir gücü yoktur. Güç sizin içinizdedir ve düşünceleriniz iyi olan şeylere odaklandığında, iyinin gücü de bu iyi düşüncelerinizde olur.
Korktuğunuz şeyler, sadece zihninizdeki düşüncelerden ibarettir. Düşünceler yaratıcıdır. Bu nedenle korktuğunuz şey başınıza gelebilir. İyi şeyler düşünün, iyi şeyler olsun.
Korku insanın en büyük düşmanıdır. Başarısızlığın, hastalıkların ve kötü insan ilişkilerinin arkasında o vardır. Sevgi korkuyu uzaklaştırır. Sevgi, hayattaki iyi şeylerden biri olan duygusal bağlılıktır. Dürüstlüğe, doğruluğa, adalete, iyi niyete ve başarıya aşık olun. En iyisinin olacağına dair o keyifli beklentide yaşayın ve en iyisi kaçınılmaz bir şekilde size gelsin.