Hayatımın tümüne "olduğu kadar" ismini verdim. Öyle güçlü bir zırh ki "olduğu kadar". Her zaman ve her şeye, gerekli veya gereksiz söyleyiver gitsin. Kendi kendine durduğun yerde arka arkaya beş bin kere söyle istersen. Tanıdığım ve tanımadığım herkes, biliyorum ki olduğu kadarıyla yetiniyor. Dünya çirkin bir yer olsun istiyorsan, "olduğu kadar" çirkindir. Birisini çok mutlu etmek istersen eğer, "olduğu kadar" mutlu edebilirsin onu. Olduğu kadarı seni rahatsız ediyorsa yine olduğu kadar itiraz edebilirsin. "Olduğu kadar" dünyadaki tüm sorulara verilebilecek en güçlü cevaptır. Ama yine de hiçbir zaman "TAM" olarak tatmin edemez kimseyi, özü gereği yine "olduğu kadar" tatmin etmek zorundadır. Tam değilse eksiktir, eksik "olduğu kadar" tamdır.
İçinde bir şeyler ölmüş bu çocuğun dedim. Ya bir şeyler eksilmiş yüreğinden ya da fazla fazla bir şeyler eklenmiş diye düşünüyordum. Genelde insanların içinde bir şeyler olur. Etrafımızda yaşanan örneklere baktığımızda hep bunları görürüz. Ya içinde bir şeyler eksildi insanların, ya bitti bir şeyler ya da ne bileyim bir şeyler falan yeşerdi.
Böyle insanlara hiçbir şey olmaz. Bunlar için üzülüp sıkılmaya da gerek yok. O donsuz haliyle hiçbir şey düşünmeden basar gider, sen bir elinde onun donuyla oturur şeker yersin.
Sevdiğin kadınla ilgili her şeyi bilmene gerek yok ki. Hatta merak etmene bile gerek yok. Sormana da gerek yok. O kadını neden sevdiğini biliyorsan başka bir şeye ihtiyacın yok. Sonradan onunla bir şeyler yaşayarak öğrenirsin ne lazımsa.