Ona gerçek hikâyeler yazmak istediğimi söylüyorum, ama bir an geliyor, hikâye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikâyeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikâyemi anlatmak istediğimi söylüyorum ona; ama yapamıyorum, cesaretim yok, hikâyem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum.
Kadın: "Evet. En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü hayatlar vardır."
"Evet, öyle. Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz."
Sizin meyvelerinizi, balıklarınızı, sütünüzü istemiyorum. Bütün bunları çalabilirim. İstediğim, beni sevmeniz. Kimse beni sevmiyor. Annem bile. Ama ben de kimseyi sevmiyorum. Ne annemi ne sizi! Sizden nefret ediyorum!" diye bağırıyor.