Gelecekte arkeologlar çağımızda ne tür bir grafik sanat üretildiğini inceleyecek olsalar, hiçbir şey bulamayacaklar. Her gün oluşan çöp yığınlarınızla sanat çalışmalarımızı ayırt edemeyecekler; çünkü ikisinin arasında genellikle hiç bir nesnel fark yok. Campbell marka domates çorbası kutusu bir sergiye konduğu için sanat ürünü sayılabilir, ama çöplükte sürünürken kimse ona, sözgelimi bir arkeoloğun Yunan alüvyonlarında bir mermer vazo ya da bir tanrıça heykeli bulduğu anda duyduğu hazla yaklaşmayacaktır.
Ona gerçek hikâyeler yazmak istediğimi söylüyorum, ama bir an geliyor, hikâye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikâyeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikâyemi anlatmak istediğimi söylüyorum ona; ama yapamıyorum, cesaretim yok, hikâyem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum.
Kadın: "Evet. En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü hayatlar vardır."
"Evet, öyle. Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz."