her şeyde olduğu gibi, duyuları yeni, tatlı ya da sert, hüzünlü ya da neşeli bir etkiye alıştırmak gerekir. insan doğası, neşeye alışkın olmayan ve kedere tutunan insan doğası bu ilahi maddeye karşı mücadele eder. insan doğasının bu mücadelede yenik düşmesi, gerçeğin düş yerini alması gerekir; o zaman düş hüküm sürmeye başlar, o zaman düş yaşama, yaşam düşe dönüşür ama bu dönüşümler nasıl da farklıdır! gerçek var oluşun acıları ile yapay var oluşun keyiflerini kıyasladığınızda, yaşamayı asla istemeyecek, hep düş kurmayı arzulayacaksınız. diğerlerinin dünyası için size ait olan dünyayı terk ettiğinizde, cenneti dünya için, cehennem için terk etmiş gibi hissedeceksiniz.
bunca yaşanmışlıktan, bunca acıdan sonra ölmeye değer mi? ölmek, eskiden yıllar önce bir karara vardığımda güzeldi ama şimdi gerçekten sefil yazgıma yardımcı olmak anlamına geliyor. hayır yaşamak, sonuna kadar mücadele etmek elimden alınan mutluluğa yeniden kavuşmak istiyorum
Tanrı, yarattıği ve yüreğinde yaşam sevgisini derin bir şekilde kazıdığı insanın bazen çok kederli ama daima çok değerli varlığını koruması için elinden geleni yapmasını ister