İhtiyaçlarımız oldukça farklıydı. Beni sımsıkı tutan bir şey, size zar zor dokunur, tersi de aynı şekilde doğrudur, sizin için masumiyet olan şey, benim için suç olabilir ya da tersi de aynı şekilde vakidir, sizde hiçbir sonuç yaratmayan şey, benim tabutuma çakılan son çivi olabilir.
Bana hiç vurmadığınız da doğru. Ama bağırmanız, yüzünüzün kızarması, pantolon askılarınızı alelacele çözmeniz ve hazır bir şekilde sandalyenin arkasına asmanız, bütün bunlar benim için neredeyse daha da beterdi. Sanki birisi asılacakmış gibi gelirdi. İnsan gerçekte asıldığında ölür ve her şey biter. Fakat eğer asılmanın bütün hazırlıklarını izlemek zorunda bırakılır ve affedildiğini ancak ilmek yüzünün önünde sallandığında öğrenirse, bunun acısına ömür boyu katlanır.
Böylece dünya benim için üçe ayrıldı: Birincisi, sadece benim için icat edilmiş olan kurallara uygun yaşadığım ve nedendir bilmem, asla uyum sağlayamadığım, köle olduğum dünya; sonra ikincisi sizin yaşadığınız, yönetmekle, emirler verilmesiyle ve bunlara uyulmamasına kızılmasıyla ilgili olan, benden alabildiğine uzak dünya; son olarak herkesin mutlu yaşadığı, emirlerden ve itaat etmekten azade olduğu üçüncü dünya.
Şu var ki konu ben olduğumda aslında siz, aramızda nadiren de olsa geçen sohbetlerde, konuşmalarda hiç şaşılmayacak bir sıklıkla ve hayret verici derecede haklı çıkardınız.