Ama yine de gitmiyorum çünkü ıstırap mutluluğun asla sunamayacağı büyülü hazzı sunan bir bağ. Ya da ıstırabın göbeğindeyken bir şeyler öğrenebildiğimizden mi acaba?
Bir kadın var olduğunu hep ispat etmek zorunda mıdır? Bir kadın olarak, hatırlanmak istiyorum belki. Her seferinde bunu şunun için yaptım demekten sıkıldım. Varlığımı geçtim. Yokluğumu konuşuyorum artık. Nasıl öldüğüm konuşulacak belki. O da birkaç gün. O da diğer kadınlar ses verirse tabii. Geriye ne kalacak? Mezarlıkları görmüyor musunuz? Yaşarken yapılamayanların anıtları değil mi o taşlar ?
Saniye, Gevaş’a özgü, sükut odası da denilen penceresiz odaları olan taş evlerin kapıları ardında yaşamayı bile düşünüyordu. O sessizlikte kalıp her şeyden elini eteğini çekmek istiyordu. Artos Dağı’na laf söylenmediğini görmüştü. Ya o dağ gibi heybetli ve kudretli olacaktı ya da kapı eşiğinde oturup esen rüzgara içini dökecekti. O dağ kadar olmasa da saygıyı hak ettiğini biliyor ve istiyordu. O dağ kadar ağırlık taşıdığını kimse görmüyordu. O dağ kadar yalnızdı. O dağ kadar sessizdi. O dağ kadar taş biriktirmişti içinde.