Kalbimi sızlatan bir kitap oldu . Çok etkilendim . Annemi ve ailemdeki anneleri, kendi anneliğimi düşündüm sık sık. Annelik rolünün ve duygusunun da kesinlikle kültüre göre şekillendiği düşüncem daha da pekişti. Yazarın sık sık duygularını ve düşüncelerini anlatması beni hiç sıkmadı, aksine insani olarak çok etkilenerek okudum.
Kitap bitikten sonra yazarın diğer kitaplarına bakayım dedim çünkü kendisini ilk kez okuduğumu sanıyordum. Bir de baktım ki 4-5 yıl önce okuduğum Postane Günlükleri de yazarın kitabıymış. Hem isimlerinin bize göre çok farklı olması hem de o kitaptan hiç keyif almamış olmam nedeniyle şok geçirdim. İki kitabı yazan aynı kişi olamaz dedim ama Postane Günlükleri’ni bu kitaptan sonra tekrar okuyacağım
Ama yine de gitmiyorum çünkü ıstırap mutluluğun asla sunamayacağı büyülü hazzı sunan bir bağ. Ya da ıstırabın göbeğindeyken bir şeyler öğrenebildiğimizden mi acaba?