Ama hayatımız hiçbir zaman bir tek zamandan, bir tek öyküden ve durumdan ibaret değil. Bütün yaşadıklarımızın eksiksiz toplamından oluşuyor bu günümüz. Geçmişin bütün renkleri ve iplikleri ile örülüyor. Yalnızca o anki kaygılarımızdan ya da hormonlarımızdan ibaret değiliz. Çok daha karmaşık anlaşılmaz ve derin köklerimiz. Bütün göreceliklerle iç içe geçmiş zamanlardan oluşuyoruz biz. Yaşadıklarımız, yaşamakta olduklarımız ve yaşamayı düşlediklerimizle bir bütünüz.
Benim çelişkim yalnızlığı bir yaşama özgürlüğü olarak kabul edip sevmem ama uygulamada o yalnızlığa dayanamayışımdı. Yalnızlık insanın dış kabuğunu kalınlaştırıyor, dünyadan gizlenen iç ise zayıf ve kırılgan kalıyor. Maskemi indirdiğimde ya da kendi kendimle kaldığımda güçlülük sandığım inat ve özgüven bir anda paramparça olabiliyor.