En başarılı hayatta kalma yönteminin paniğe kapılmak olduğuna inanırdı. Teoriye göre, eski günlerde, karşısına karnı aç bir kamadişli kaplan çıkan insanlar, basitçe ikiye ayrılırdı: Paniğe kapılanlar ve orada durup, "Ne muhteşem bir hayvan! Gel pisi pisi," diyenler.
Rincewind'in öğretmenlerinin çoğu, onun sihirbazlığa doğal bir yeteneği olduğunu söylerdi. Ama tıpkı, bir balığın doğal bir dağcılık yeteneğine sahip olması gibi...
Yani mesele şu ki, tasvir metinleri nadiren tam olarak doğrudur. 2. Olaf Quimby'nin Ankh Ataerki olduğu zamanlarda, bu tür şeylere bir son vermek ve anlatılara bir parça dürüstlük katmak kararlılığıyla bazı yasalar hayata geçirilmişti. Sonuç olarak, bir efsanede öne çıkan kahramanlardan biri hakkında, "herkes onun yiğitliğini anlata anlata bitiremezdi" deniyorsa, canını seven bir ozan, telaşla, "köyündeki birkaç kişi hariç tabii. Onlar, onun tam bir talancı olduğunu düşünüyordu ve hatta onun adını bile duymamış olan bir sürü de insan vardı," diye eklerdi. Şiirde teşbih, "kudretli atı, oldukça sakin bir gündeki, mesela... üç gücünde bir rüzgâr kadar hızlıydı" gibi ifadelerle sınırlandırılmıştı ve sevgilinin siması uğruna bin geminin denize açıldığı hakkında bol keseden edilen lafların da, söz konusu arzu nesnesinin bir şampanya şişesine gerçekten de benzediğini kanıtlayan verilerle desteklenmesi gerekiyordu.
Quimby, o çok tartışılan "kalem kılıçtan keskindir" atasözünün doğruluğunu kanıtlamak için Saray bahçesinde yapılan bir deney sırasında, öfkeli bir şair tarafından öldürüldü. Ve atasözü, onun anısına, "ama yalnızca, kılıç çok küçükse ve kalemin ucu çok ama çok iyi açılmışsa," ifadesi eklenerek değiştirildi.
Henüz bir aylık olduğunu ve seni emzirmek için sabahın Saat 2:00'sinde yataktan sendeleyerek kalktığımı hatırlıyorum. Odan pişik kremi, talk pudrası ve köşedeki çöp kutusundan yükselen hafif bir amonyak esintisinden oluşan o 'bebek kokusu'yla dolu olacak. Bebek karyolana eğilecek, ağlayan silüetini kucağıma alacak ve sallanan sandalyeye oturup seni emzirmeye koyulacağım. İngilizcede bebek anlamına gelen 'infant' kelimesi Latincede 'konuşamayan' anlamına gelen sözcükten türetilmiştir, fakat sen tek bir şeyi kusursuz bir kabiliyetle söyleyebileceksin: “Sıkıntım var.” Ve bunu herhangi bir yorulma veya tereddüt belirtisi göstermeden yapacaksın. Bu beyana gösterdiğin kesin sadakat hayranlık duyulası. Ağladığında zulmün hayat bulmuş hâline dönüşüyorsun ve vücudundaki her bir kas bu duyguyu yansıtıyor. Komik, çünkü sakin olduğunda da etrafına ışık yayıyormuş gibi görünüyorsun. Eğer böyle anlarda biri senin bir portreni çizecek olsa ona haleyi eklemeyi unutmaması için ısrar ederdim. Ama mutsuz olduğun zamanlarda bir klaksona, ses yaymak için imal edilmiş bir şeye dönüşüyorsun. O anlarda çizilecek portren ise bir yangın alarmı olmalı.