"Demek istediğim... Sadece bir gece" dedi Jacks usulca. "Sabah unutabilirsin. Benden hoşlanmıyormuş gibi davranmaya devam edebilirsin. Bende umurumda değilmiş gibi yapabilirim. Ama izin ver u gece benimmişsin gibi davranayım."
"Daha kolayına gelecekse sen de numara yapabilirsin." diye fısıldadı Jacks.
"Ben hala Hallow'un sakini Jacks'mişim ve sen benim olmak istiyormuşsun gibi davranabilirsin."
"Kraliçenin yüzü düştü. Bir an için, geçici ölüm hali yaratarak geçirdiği yıllar kadar yaşlı göründü. "Bu telafi edebileceğin küçük bir hata değil. Bunu yaparsan, Zaman senden eşit derecede değerli bir şey alacaktır."
Kader tanrısı kraliçeye, bütün lanetler kadar gaddar bir bakış attı.
"Benim için bu kadar değerli başka bir şey daha yok.""
"Ve ben onun benim olmadığını anladım.
Camila'nındı.
Ve sonra ben... yaptım işte. Şarkıyı Billy'nin ilk yazdığı haliyle söyledim. Soru sormadan.
'İstediğimiz yaşam bekleyecek bizi/ körfezden gelen ışıkları izleyecek kadar yaşayacağız/ ve sen sımsıkı tutacaksın beni, tutacaksın, tutacaksın/ o gün gelene kadar.' O güne kadar söylemek zorunda kaldığım en zor dizeydi."
"Daisy'yi yakan her şey beni de yakıyordu. Dünyaya dair sevdiğim ne varsa, Daisy de onları seviyordu. Benim mücadele ettiğim ne varsa Daisy de onlarla mücadele etmişti. Bir bütünün iki yarısıydık. Aynıydık. Çok az insanla aynı olabileceğin şekilde hem de. Hani düşüncelerini dile getirmeye bile ihtiyaç duymazsın çünkü karşındaki insanın da aynı şeyleri düşündüğünü bilirsin. Daisy Jones'un etrafında olup da büyüsüne kapılmamam nasıl mümkün olabilirdi ki? Ona aşık olmamam?
Yapamadım
Yapamadım işte.
Ama Camila daha çok şey ifade ediyordu."