Freud’un ensest tabusu kavramını düşündüm. Sevgililer birlikteliklerinde öyle bir tuzaga düşüyorlar, kendilerini o birlikteliğe öyle bir kaptırıyorlar ki, birbirlerini seks objesi yerine aile objesi olarak görmeye başlıyorlar. Bu da birbirlerini cinsel açıdan çekici bulmalarını engelliyor.
David gibi Zamparalık eden erkekler kolayca, “domuz” ya da “yavşak” gibi aşağılayıcı kelimelerle yaftalanabilir. Onları yargılamak ve onlardan nefret etmek kolaydır. Ama yine de bu zamparalık davranışı özünde aynı duygusal gereksinimlerden kaynaklanmaktadır:sevme, güvenme ve kabul görme. Bizi çok mantıksız ve işe yaramaz yollara sürükleyen şeyler yine bunlardır.
Bu anlamda, hepimiz birer David’iz.
Bir erkeğin kişiliği ve ruhsal ihtiyaçları ile ilgili pek çok bilgiye cinsel davranışlarını inceleyerek ulaşabileceğini keşfetmiştim. Sevme yeteneği, öz saygısı, ne derece iddialı biri olduğu, kişisel gücü ve hatta çocukluktan kaynaklanan sorunları hakkında bile fikir sahibi olabilirim. Cinsellik, benliğin küçük bir temsilcisidir.
Can Dündar bir yazısında “ Bir tepsinin içinde beş top taşırız” diyordu.”İşimiz, ailemiz, sağlığımız, dostluklarımız, benliğimiz.Bunlardan dördü cam, biri plastik toptur, diğerleri düştüğünde kırılırlar.İşimiz ise lastik toptur kırılmaz sadece zıplar.