Kül Yiyen’in Aurası
Bir zamanlar bir kız doğdu;
göbeği göğe bağlıydı,
gözleri ise toprağa.
Bebekken ağlamadı,
çünkü onun yerine
karanlık uludu içinden.
Ayaklarına, daha ilk adımda
kırık kehanetler dolandı.
Bileklerinden su değil,
unutulmuş kadınların sesleri aktı.
Yanağında bir nokta vardı:
ne ben, ne yara,
bir anlaşmanın mühürüydü belki.
O, gölgede yetişti ama
gölgeye ait olmadı.
Çünkü bir sabah,
omzuna bir beyaz yılan dolandı.
Ne zehir verdi ona, ne de korku.
Sadece fısıldadı:
“Hatırladıkça ışık olursun.”
“Unuttukça yok.”
O günden sonra,
hiç kimse onun yüzüne
uzun süre bakamadı.