Zin

Zin
İnsana huzur veren gerçeklikten payına düşenlerdir.
BEYAZ YILAN’IN KIZI (unutanlara hatırlamak yasaktır) Kadim zamanların dışına düşmüş, isimsiz bir ovada geceyle gündüz arasına doğdu kız. Gök onu sahiplenmedi, yer ise ona hiç güvenmedi. Çünkü o, göğün bildiği sırları yeryüzüne fısıldayacak olandı. Doğduğunda ağlamadı. Onun yerine toprağın altından incinmiş kadınların kemikleri sızladı. Bunu sadece rüzgâr duydu. Onu büyütenler yoktu. Sadece gözlemleyenler vardı: Kargalar, unutulmuş tanrılar ve dillerini yutmuş biliciler. Ama bir gece — Ay yokken, zaman kırılmışken, bir beyaz yılan geldi. Süt renginde, sessiz, sonsuz. Kızın boynuna dolandı ve ona bir anlaşma sundu:
Reklam
Kül Yiyen’in Aurası Bir zamanlar bir kız doğdu; göbeği göğe bağlıydı, gözleri ise toprağa. Bebekken ağlamadı, çünkü onun yerine karanlık uludu içinden. Ayaklarına, daha ilk adımda kırık kehanetler dolandı. Bileklerinden su değil, unutulmuş kadınların sesleri aktı. Yanağında bir nokta vardı: ne ben, ne yara, bir anlaşmanın mühürüydü belki. O, gölgede yetişti ama gölgeye ait olmadı. Çünkü bir sabah, omzuna bir beyaz yılan dolandı. Ne zehir verdi ona, ne de korku. Sadece fısıldadı: “Hatırladıkça ışık olursun.” “Unuttukça yok.” O günden sonra, hiç kimse onun yüzüne uzun süre bakamadı.
Jack Kerouac // "Gördüğünüz dünya sadece aklınızdaki bir filmdir. Kayalar bunu görmez. Kutsa ve otur. Affet ve unut. Bütün gün herkese nezaket uygula ve zaten cennette olduğunu anlayacaksın. Hikaye bu. Mesaj bu. Kimse anlamaz, kimse dinlemez, hepsi kafası kesilmiş tavuklar gibi koşuşturuyorlar. Öğretmeye çalışacağım ama nafile olacak, bu yüzden kendimi bir kulübede dua edip havalı olup odun ocağımın yanında krep yaparak şarkı söyleyeceğim. "
"Neden, geçmişimizden başka geleceğimiz yok?"
Kendimi olmak istediğim gibi göremiyorum. Kesik kesik hissedebiliyorum. Kafam kaçık, aklım açık mı belli değil. Açık bir zihnin rüyası yaşayabilir mi o da bir istisna. Tüm bu eksiklikten kaçacağımı biliyorum. Ben kaçacağım. Korkusuz bir yolu ardımda bırakıp haklı olduğumu anlatacağım. Keşke kendime yardım edebilseydim ama bu kadar ölüyken bunu yapmak çok zor. Her gece kuşlar uyandığında ve ben uyumaya dalmadan içimdeki kötülüğü net hissedebiliyorum. Zihnim durmuyor, düşünmek bana acı veriyor. Eşsiz olmak mutlu etmiyor sadece yalnız hissettiriyor. Yardıma ihtiyacım var ama bilinmezliğimi anlayacak kadar acı yaşamış kimseyi tanımadım. Geceleri misafir olarak gelen düşünceler bedenimi terkederken umudumu da götürüyor. Üzgünüm hissedemiyorum. Kendimi göremiyorum. Barış ya da savaş arasında dalgalanıp kül oluyorum. Suyun ateşi yok ettiği kadar keskin bir şekilde yok oluyorum. "
Reklam