Zin

Zin
İnsana huzur veren gerçeklikten payına düşenlerdir.
Bir varlığı lanet haline getirebilecek kadar saf kılmak için baştan aşağı neşeyle doldurmak gereklidir. Nöbetleşe bir devinim gibi acı ve neşeye maruz kalmak, bir varlığı, bir lanet olacak kadar saf olana kadar arındırır ve aynı zamanda içinde acı dolgunluğuna ve onun üzerinde neşe dolgunluğuna ulaştıracak kudrete de sahiptir.
Reklam
Yalnızlığına çekildiysen ve çevrendeki uzay bütünüyle soğuduysa ve bitmez tükenmezse, o zaman insanlardan uzaklaştın ve aynı zamanda onlara daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştın demektir. Bencil istek seni yanlızca görünüşte onlara yöneltmiştir, gerçekte ise seni onlardan ve sonuçta, sana ve başkalarına en uzak olan kendinden uzaklaştırmıştır. Oysa şimdi yalnızlığında Tanrın seni başkalarının tanrılarına ve böylece gerçek komşuya, başkalarındaki benliğin komşusuna yöneltiyor. Kendinle başbaşayken yetersizliğinin farkına varırsın. Kahramanlara öykünme ve bizzat kahraman olma yeteneğinin ne kadar az olduğunu göreceksin. Böylece artık başkalarını kahraman olmaya zorlamayacaksın. Senin gibi onlar da yetersizlikten çekiyor. Yetersizlik de yaşamak ister, ancak o tanrılarını devirecek. [BP v (r)] /
Her kuşak başka şey bulmaya eğilimlidir. Her birey de. Ama tarihte boy göstermiş bütün dileklerin hesabını yaparken ne tercih ifade edilebilir ne de red. Hiçbir ideal diğerlerinden ağır basmaz. Saflık, aptallık ya da cömertlik; her birinin yaşamaya izni vardır. Hiçbiri hata değildi, ama hiçbiri doğruda da değildi. Her dönem kendi yaşam tarzını bir mutlaklık gibi yaşar. Üstelik her dönem devasızca parça parçadır. Sükünet zamanında sıkıntıdan ölünür; kargaşa zamanında dehşetten ölünür. Bireyler kendilerini sonsuzluk karşısında değil, çağdaşları karşısında tarımlar. Yaptıkları her şey başka türlü yapamayacakları şeydir. Her bir kişi, edimleri ve düşüncesiyle tam bir çakışmahalinde, kendinde vardır. Geçmişle gelecek kurmacadan başka bir şey değildir. Bu nedenle herkes haklıdır: Napoléon da Kazıklı Vlad da.* Yine de, mutlak bir şimdiki zaman içinde yaşayanların hepsi saç- ma bir arzu [dor] içinde yok olup gider. Başka bir şeyi, özünde şimdiki ânın nihai gerçekliğinin ve gelmekte olanın yanılsama- sırın olduğu yeri de bu yüzden hiç durmadan tahayyül ederler.
Nihai yorgunluk: Olası bütün dünyaları hayal ettiğini sanmam.
Bir unutma anında, sefahat yengecine, kişilik zayıflığı ahtapotuna, bireysel alçaklık köpekbalığına, ahlaksızlık boğasına, ve budalalığın canavar salyangozuna teslim olan görkemli ruh!