7.5/10
82 Kişi
515
Okunma
77
Beğeni
9,2bin
Görüntülenme

Hakkında

Julia Kristiva (24 Haziran 1941, Sliven), edebiyat teorisyeni, psikanalist, yazar ve filozof. 1965'ten beri Fransa'da Paris'te yaşamakta ve çalışmalarını esas olarak burada yürütmektedir. Julia Kristeva, 1970'li yıllardan itibaren çağdaş aydınların en saygın isimlerinden biri olmanın yanı sıra, eleştirel felsefenin de en önemli dayanaklarından birisi olmuştur. 1973 yılından beri Denis Diderot Üniversitesi'de profesör olarak kürsüye sahiptir. Dilbilim,
Ünvan:
Edebiyat teorisyeni, psikanalist, yazar ve filozof.
Doğum:
Sliven, Bulgaristan, 24 Haziran 1941

Okurlar

77 okur beğendi.
515 okur okudu.
28 okur okuyor.
824 okur okuyacak.
34 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 67.4
Erkek% 32.6
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Bir kadının doyurucu bir ilişki yaşadığı durumlarda, heteroseksüel partneri çoğunlukla annesinin özelliklerine sahiptir. Depresif kadın bu kuralın ancak dolaylı bir biçimde dışında kalır. Tercih ettiği partner ya da kocası doyurucu ama sadakatsiz bir annedir. Böyle bir durumda, umutsuz kadın dramatik, acı verici bir biçimde Don Juan'ına bağlanabilir. Çünkü Don Juan ona sadakatsiz bir annenin keyfini çıkarma olanağı vermenin ötesinde, diğer kadınlara yönelik açgözlü iştahını da doyurur. Don Juan'ın metresleri onun da metresleridir. Don Juan'ın kendi edime geçişleri kadının erotomanisini tatmin eder ve ona bir antidepresan, acının ötesinde ateşli bir coşku sağlar. Eğer bu tutkunun altında yatan cinsel arzu bastırılmış olsaydı, kuşatmanın yerini cinayet alabilirdi ve depresif kadın bir teröriste dönüşebilirdi. :D çok iyi..
Sayfa 106
Felsefe
Çöküntü içindeki kişinin sözünü anımsayın: Yinelenen ve tekdüze. Zincir oluşturmanın imkânsızlığına çarpan cümle kesintiye uğrar, tükenir, durur. Söz dizimleri bile dile getirilemez. Yineleyen bir ritim, tekdüze bir melodi kopuk mantıksal sekansları egemenliği altına alır ve yinelenen takıntılı dualara dönüştürür. Bu yavan müzik de tükendiği ya da basitçe sessizlik nedeniyle tutunmayı başaramadığı zaman, melankolik kişi, simge kaybının boşluğuna ya da düzenlenemez bir düşünsel kaosun aşırılığına batarak söy­ lemeyi askıya alırken, her türlü düşünce üretimini de askıya almış gibidir. (Sözün yaşamı ve ölümü)
Sayfa 45
Felsefe
Reklam
Reklam