"Sonra, bizden sıkıldığı duygusuna kapılırız yine, ama aniden bundan çok daha büyük bir ıstırapla hayatının o fesat bilinmezliğini düşünürüz. Eskiden gittiği, öğrenilmesi mümkün olmayan, belki şimdide birlikte olmadığımız saatlerde gittiği, hatta belki temelli yerleşmeyi tasarladığı yerlerin bizden uzakta olduğu, bize ait olmaktan çıktığı, bizimle birlikte olduğundan daha mutlu olduğu yerleri düşünürüz. Kısacası kıskançlık döner ışıklı bir fenerdir. Kıskançlık aynı zamanda kovalamayan bir şeytandır. Her defasında yeni bir şekle bürünerek çıkar ortaya. Bütün kıskançlıkların kökünü kazımayı, sevdiğimiz kadını ilelebet elimizde tutmayı başarsak bile kötülük cini öncekinden de acıklı başka şekle bürünür, o da sadakati ancak zor kullanarak elde edilmiş olmanın azabı, sevilmemenin ıstırabıdır."