Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayaşımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmektense hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
'Hayat beni sıkıyor...dedi. Her şey beni sıkıyor. Mektep, profesörler, dersler, arkadaşlar hele de kızlar... Hepsi beni sıkıyor...Hemde kusturacak kadar...'
Bir müddet durdu. Eliyle gözlüğünü oynattı ve devam etti:
'Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum.