Cesaretin ve aklın olmadığı yerde, güçlü birey ve güçlü toplum olmaz, büyük meseleler halledilemez ve bir devir yükseltilemez. Türk Milleti, bu karanlık gökyüzünü, eninde sonunda aydınlığa kavuşturacaktır...
Türkiye'de sık sık, belli çevrelerce, devlet elden gidiyor, aman tedbir alalım, bu bizim son devletimiz, başka Türkiye yok fikri, ortaya atılıp konuşulur. Bu "Devlet elden gidiyor korkutması" bizzat bunu söyleyenlerin korkaklığı ve zayıflığından kaynaklanır. Şunu sormak lazım; niye devlet elden gitsin? Bu söz, söyleyenin yeteneklerinin düşüklüğü ile cesaretsizliğinin ölçüsüdür. Sonra kimin haddine bu cumhuriyetin son cumhuriyet veya devlet olduğunu söylemek... Müneccim misin? Sen yüz elli iki yüz yıl sonrasını bilebilir misin ? Belki bu coğrafyayı temel alarak büyüyeceğiz... Belki insanlık için başka yönetim biçimleri çıkacak! Atarımız boşuna söylememişler: "Testiyi ister kuyuya daldır, ister denize alacağı su aynıdır" diye sonra, Türkler'de "İl" toprak, vatan, devlet demektir. Türkler "İl gider töre kalır" diyerek, devletin değil milletin esas olduğunu söylemişlerdir. Nitekim on altı devlet, birbiri ardına kurulmamış mı ? Son devletmiş! Türkler için son yoktur... Korkaklık bir hastalıktır ve bulaşıcıdır.
Devlet bir kaledir ve insanlar için yapılmıştır. İnsan varsa kale de vardır. İnsan yoksa adına kale dense de taş, kum ve kireçten öte bir şey olmaz, üstelik cansızdır.