Devletler de insanlar gibidir. Duruş, davranış, özgüven, heyecanlı ve tutkulu bir hayat, genç bir yürüyüş, iddialı, dinamik, kararlı, becerikli, bağımsız ve ısrarcı olmak durumundadır. Bu sayılan yetenekler ve kararlılık ancak gençlerde olur. Doğanın düzeni ve yasası böyledir. İster uy ister uyma, sen bilirsin; ama doğanın bir şeyi affettiğine kimse tanık olmamıştır.
Dünyanın genel gidişatına şöyle bir bakıldığında, horlanan, aşağılanan, ağlayan ve ülkeleri kan gölü haline gelen hep Müslümanlardır. Dünyanın kaymağını yiyen zevk ve sefa içinde yaşayan ise batılı ülkelerdir. Batı da iç karışıklık olmaz, isyan çıkmaz, askeri müdahale yoktur, kardeş kardeşi vurmaz, yağma yoktur, halkla polis karşı karşıya gelmez, toplantı ve gösteriler kanla sona erdirilmez. Bunun nedeni açıktır. Batılılar, çatışmanın güç kaybı olduğunu bilmekte, refahı azalttığını, insanlarını huzursuz kıldığını acı tecrübelerle öğrenmişlerdir.
Aslolan insandır. İnsan doğasına uygun olmayan sistemin adı ne olursa olsun önemli değildir. Doğrudan temsili demokrasi, liberal demokrasi, sosyal demokrasi, nasyonal demokrasi gibi birçok demokrasi örnekleri ortada iken İslam, demokrasi ile karşılaştırılamaz. İslam İslamdır, evrenseldir. Demokrasi ise yöneten yönetilen ilişkilerini düzenleyen kurallar topluluğudur. İslam bu sistemlerden birinin içine sokularak, sisteme uydurulamaz.