📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mustafa Kemal’in yurtdışına tahsile gönderilen bu talebelere söylediği bir söz vardır: “Sizleri birer kıvılcım olarak, gönderiyorum, volkan olarak dönünüz.” Ne müthiş bir nasihattir.
Atatürk’ün Dil Devrimi’nin en önemli maksatlarından biri, az önce dediğim gibi, herkesin birbirini anlayabileceği bir dilimizin olmasıydı. Çünkü Atatürk şunu biliyor, milletin temelinde dil vardır. Bir milleti millet yapabilmek için ülkü birliği lazımdır, o ülkü birliği de dil olmadan temin edilemez. Atatürk’ün gayesi bu iletişim aracını yaratmak.
Osmanlıca diye bir dil yok. Osmanlıca bir “esperanto” dur, yani bir sürü dilin bir araya gelmesiyle yaratılmış yapay bir dildir. Osmanlıcayı layıkıyla okuyup anlayabilmek için Türkçe bilmek lazım, Farsça bilmek lazım, Arapça bilmek lazım. Bu üç dili bilmek lazım, zira Osmanlıca bu üç dilden sadece kelime almakla kalmamış, buralardan birtakım kuralları da almış. Böyle dil olmaz. Çünkü bu üç dil köylülere öğretilemez, kasabalılara öğretilemez, hatta ve hatta layıkıyla münevvere dahi öğretilemez. Arapça, Farsça gibi dillerin öğrenilmesi ve öğretilmesi kolay değildir. Her ikisinin de çok zengin tarihleri, edebiyatı var.
Sonra bir başka eleştiri şöyledir: Alfabe değişikliğiyle birlikte geçmiş ile olan bağlar koparılmaya çalışıldı, bu devrimin esas meselesi buydu. Bu doğru değil. Harf Devrimi yapıldıktan sonra bir sürü insan eski Türkçe okuyabiliyordu, zira o dilde yetişmişlere, onların bu kültürü nakletmesine kimse mani değildi.