Züleyha Kevser

Kandil Akşamlarında
Demek ki ne aşk kaldı ne bağlılık ne hatır Bir mektup yazmıyorsun aylardır iki satır Beni unutmak için yaratırken bahane Durmadan geziyorum hep meyhane meyhane Göğsümde boşalmamış hıçkırıklar gizlendi Ayrılık tohumları gönlümde filizlendi Her sabah avuç avuç kan geliyor ağzımdan Haberim yok kışından, baharından, yazından Sızıyorum her akşam bir otel odasında Yüreğim kanıyorken sefaletin pasında Nefesimi kesiyor tükenmez öksürükler Biliyorum ki bu hal artık beni sürükler Yarışa çıkmış gibi kurtarıcı ölüme Vallahi şaşırıyorum her gün tahammülüme Nasıl dayanabilir bir vücut bu azaba Seni sevdiğim gibi alıştım ıstıraba. Korkum bu senden ayrı bir gün tükeneceğim Bir otel odasında ansızın söneceğim Doğduğun, evlendiğin evin karşısındaki Mezarlıkta dinleniz ruhum gelirde belki Senden son bir arzum var getir bunu yerine Hayalimde sürmeler çekipte gözlerine Ruhumu ziyaret et cesetsiz mezarında Bana fatiha oku kandil akşamlarında Galip Fuat Uzunhasanoğlu
Şiir
Reklam
Eylül akşamı
Hiçbir neden yokken, ya da biz bilmezken Tepemiz atmış ve konuşmuşuzdur Onca neden varken ve tam sırası gelmişken Hiçbirşey yapmamış ve susmuşuzdur. Aynı Anda aynı sessiz geceye doğru İçim sıkılıyor demişizdir. Aynı sabaha uyanırken kimbilir, Aynı düşü görmüşüzdür. Olamaz mı? Olabilir. Onca yıl, sen burada Onca yıl, ben burada Yollarımız hiç kesişmemiş Şu eylül akşamı dışında Belki benim kağıt param, Bir şekilde, döne dolaşa Senin cebine girmiştir. Belki aynı posta kutusuna, Değişik zamanlarda da olsa Birkaç mektup atmışızdır. Ayın karpuz dilimi gibi batışını İzlemişizdir deniz kıyısında. Aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede, Belki de birkaç gün arayla. Olamaz mı? Olabilir. Onca yıl, sen burada Onca yıl, ben burada Yollarımız hiç kesişmemiş Şu eylül akşamı dışında Bostancı dolmuş kuyruğunda, Sen başta ben en sonda
Müzik
Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Baş başa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla… Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüz binle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle. Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle. Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle... Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Bâzan kız kardeşimsin, bâzan öp öz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burada yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Yavuz Bülent Bakiler
Hayal ve Gerçek
Ay ışığı pencereden girende Senden yana hayal kurmak ne güzel Ya bir otobüste ya bir trende Gurbet ilden sana varmak ne güzel Aşkın mayasını senden alıp ta, Şekillendim sevda denen kalıpta Evinizin kapısını çalıp ta, İlk çıkandan seni sormak ne güzel Umudu yoksula bol verir Hüda Bin tohuma can var bir damla suda Gerek uyanık ol gerek uykuda Benden bakıp seni görmek ne güzel Kurumadan daha yolculuk teri Gel diye yanına çağırsan beni Bırakıp bir yana gamı kederi Doya doya seni sarmak ne güzel Aşk deyince anlattığı her şeydir Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir. Azraile can vermesi zor şeydir Sen istersen sana vermek ne güzel. Abdurrahim Karakoç
Şiir
Bir adam gelerek Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: "Ey Allah'ın Resulü, bir kimse Allah yolunda cihad arzu ettiği halde bir de dünyalık isterse durumu nedir?" diye sordu. Şu cevabı verdi: "Ona hiçbir sevab yoktur!" Adam aynı soruyu üç sefer tekrar etti, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) da her seferinde: "Ona sevab yoktur!" diye cevap verdi." Kaynak : Ebu Davud, Cihad 25, (2516)