Ne var ki, kah bir pencerede, kah bir başkasında gölge gibi gördükleri karaltı hep aynı kişiye; kendi içsel yalnızlığının hapishanesinde yabani bir hayvan gibi çaresizce bir aşağı bir yukarı yürüyen ve pencerelerden, gelmek bilmeyen bir şeyin yolunu gözleyen Madame de Prie'ye aitti.
Hep bir boşluk vardı içlerinde.Ailelerinin sevgiyle doldurmadığı bir boşluk.
Bu boşluk hissi,onları bir hayalet gibi takip ediyordu daima.
Çocukluklarında onlara asla verilmemiş olan sevgi ve kabullenme,yetişkin hayatlarında büyük bir sorun olarak geri dönüyordu...
Sessiz bir baskı var herkesin üzerinde.İçten içe kemiriyor hepimizi bu.Bizi ikinci bir yüz yaratmaya,başka devranmaya,yapmacıklığa itiyor...Kendimiz olmamızı engelliyor,yasaklıyor adeta.Kimse kendini,hayat görüşünü,yaşam şeklini,düşüncesini özgün bir şekilde ifade edemiyor bu toplumda...