...
Öyle bir gûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazisiyle:
"Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı."
Yine de tüm bu kargaşanın ortasında bir çift âşığın bakışlarının arzuyla buluştuklarına tanık oluruz. Peki neden bu kadar gizli, sinsice ve çekingendir? Çünkü bu iki âşık çok geçmeden sona erecek tüm bu sefalet ve kargaşanın devam etmesi doğrultusunda gizlice mücadele eden birer hainlerdir.
Yaşama iradesinin reddi ise ancak bireyin türün gövdesinden ayrılması ve onun içinde var olmaktan feragat etmesi sayesinde ondan kurtulabilir. Bu safhadan sonra ona neler olacağına yönelik veri ve tecrübelerden yoksun olmamızdan dolayı onun hakkında da bir fikre malik değiliz. Biz onu yalnız yaşama iradesi özgürlüğüne sahip ya da bu özgürlüğe sahip olmayan olarak tasvir edebiliriz. Budizm, bu ikinci durumu Nirvana sözcüğü ile ifade etmiştir. Bu haliyle ise her türden insani bilgi için erişilmez kalacak bir konudur.