'sözün harfi bağışlamadığı yerden geldim.
sabır telkin eden ayaklarımı unutup,
taşın ve suyun uzağına geldim.
oysa erkenmiş daha
ceplerimi sökerek ayrıldığım kendimden
ne kadar uzak düşsem,
çeşmeler yine susacakmış yüzüme
geç oldu ama bunu da bildim:
yarıldı aklımın serinliği
herkes bir nehrin dalgınlığıyla baktı bana
ben ey paslı sözlerin sahibi
onca zaman sonra
herkesin yalanın saçlarını okşadığı yere geldim.'
sınandığım zaman sırtımda kamburum çıkıyor
beni bir yay gibi geriyorlar dilimle kendime saldırıyorum
kimse inanmıyor kırgınlığıma, sağırlığıma kimse eğilmiyor
sırtımda hep bir lekeyle dolaştım bütün semt pazarlarını
beni bir hamal zannettiler; ben eğriydim oysa, dilim değil
sınandığım zaman sırtımda kamburum çıkıyor. şehrin insanı, şehrin insanı şehrin insanı
acılarını tahta atlara değişti şehrin insanı..