"Evden mi kaçtın?"
"On altı yaşında falandım," dedi Sirius. "Canıma yetmişti."
"Nereye gittin peki?" diye sordu Harry, gözlerini ondan ayırmayarak.
"Senin babanın evine..." dedi Sirius.
"Doğrul," dedi Sirius sabırsızca. "Şimdi, neler çeviriyorsun?"
"Kreacher temizlik yapıyor," diye tekrarladı cin. "Kreacher, Asil Black Ailesi'ne hizmet etmek için yaşıyor -"
"Belli, her yer kir pas içinde, iğrenç," dedi Sirius.
Kreacher, yeniden eğilip selam vererek, "Efendi her zaman böyle küçük şakaları severdi zaten," dedi, hemen ardın-dan da mırıldanarak devam etti: "Efendi nankör bir domuzdu, annesinin kalbini kırdı -"
"Annemin kalbi yoktu, Kreacher," diye çıkıştı Sirius. "Sadece kiniyle yaşıyordu."
Kreacher bir kez daha eğilerek konuştu.
"Efendi nasıl diyorsa öyledir," diye mırıldandı öfkeyle.
Cin doğruldu, hepsine hain hain baktı ve belli ki onu duyamayacaklarına karar vererek mırıldanmaya devam etti.
* işte Bulanık da orada, arsız arsız dikilmiş duruyor, ah hanımım bir bilse, nasıl ağlardı kim bilir, bir de yeni bir çocuk var, Kreacher adını bilmiyor. Burada ne yapıyor? Kreacher bilmiyor..."
"Bu, Harry, Kreacher," dedi Hermione tereddütle. "Harry Potter."
Donuk gözleri faltaşı gibi açılan Kreacher, öncekinden de çabuk çabuk ve hiddetle söylenmeye başladı.
"Bulanık, Kreacher'la sanki arkadaşıymış gibi konuşuyor, Kreacher'ın hanımı onu böyle biriyle birlikte görse, ne derdi kim bilir-"
"Ona Bulanık deme!" dedi Ron'la Ginny aynı anda, çok kızmışlardı.
"Önemli değil" diye fısıldadı Hermione, "aklı başında değil, ne dediğini bilmi-"
"Kendini kandırma, Hermione, ne dediğini gayet biliyor" dedi Fred. Kreacher'a büyük bir nefretle bakarak.