Ve birden kafasında bir şimşek çaktı - anladı. Babasını görmemişti - kendisini görmüştü -
Harry çalılığın arkasından fırlayıp asasını çıkardı.
"EXPECTO PATRONUM!" diye haykırdı
Babasını düşünüyordu ve onun en eski üç arkadaşını... Aylak, Kılkuyruk, Patiayak ve Çatalak... Dördü de bu akşam arazide dolaşıyor muydu? Kılkuyruk bu akşam, herkes onun öldüğünü düşündüğü halde, yeniden ortaya çıkmıştı - babasının aynı şeyi yapması o kadar da imkânsız mıydı?
Babasının en iyi arkadaşı Sirius Black'le birlikte oturacaktı... Sersemlemişti... Dursley'lere televizyonda gördükleri mahkûmla oturacağını söylediği zaman neler olacaktı acaba?
Harry hiç bu kadar tuhaf bir grup içinde bulunmamıştı. Merdivenden aşağı inerken başı Crookshanks çekiyordu; altı bacaklıların katıldığı bir yarışın yarışmacılarına benzeyen Lupin, Pettigrew ve Ron onun arkasından geliyorlardı. Onların arkasında Profesör Snape, kendi asasının etkisiyle havada tekinsiz bir şekilde süzülüyordu. Snape'in asasını Sirius elinde tutmuş, onu yönlendiriyordu. Profesörün ayak parmakları inerlerken her basamağa Çarpıyordu. Harry ve Hermione ise en arkadaydı
"Harry... Harry... tıpkı babana benziyorsun... tıpkı ona benziyorsun..."
"NE CÜRETLE HARRY İLE KONUŞURSUN?" diye kükredi Black. "NE CÜRETLE ONUN KARŞISINDA DURURSUN? NE CÜRETLE ONUN ÖNÜNDE JAMES'DEN BAHSEDERSİN?"