Cumhuriyetin kurulmasının ve Atatürk devrimlerinin üzerinden kırk elli yıl geçmesine rağmen, mayo-bikini giyip plajlarda birbirlerinin karşısına utanmadan çıkmayı hala tam anlamıyla öğrenememiş Türk insanının mahcubiyeti ile Füsun’un kırılganlığı arasında , içime işleyen bir benzerlik olduğunu hissederdim o zaman.
“İyi bir köşe yazısı ile aşkı birleştiren şeyi buldum Kemal Bey,” dedi bana. “Nedir?” “Aşk da köşe yazısı da tabii ki bizi şimdi mutlu etmelidir.Ama ikisinin de güzelliği ve gücü akıldan hiç çıkmamasıyla ölçülür .”
Katıksız mutluluğun bu dünyada ancak bir başkasına sarılarak ve “şimdi” elde edileceğine kesinlikle inanmasaydım “hayatımın en mutlu ânı” olarak işte bu anı göstermek isterdim.