zumo

zumo
@zum4ut
sobilliyim insanlari, ulkemi dusunurum alinti ya da inceleme atarim
sobilli
sobil
istanbul
istanbul, 11 Temmuz 2008
19 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
-Geçmişe saygınız yok mu? Büyük-büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına? +Yoo hayır, neden olsun ki? Hepsi göçüp gitti. Bizden daha az şey biliyorlardı. Zaten onların ilerisine geçemezsek, onlara layık değiliz demektir; keza bizden daha öteye geçecek olan çocuklarımıza da layık olamayız.
Reklam
Eğitim sorunuyla da yüzleşmekten kaçmamış ve çocuklarını körpe fidanlar gibi doğal yollardan büyüyecek şekilde yetiştirerek bu sorunu çözmüşlerdi; bütün duygularından yararlanarak öğreniyorlardı, hiç durmadan ama farkında da olmadan eğitiliyorlardı; eğitim gördüklerini asla bilmiyorlardı. Fakat bebekler ve çocuklar bizde “eğitim” adı verilen ama aslında zihnin “zorla beslenmesi” olan o baskıyı hiçbir zaman hissetmiyorlardı.
“Nüfus baskısı” ile peki bu kadınlar nasıl baş etmişler? Birbirinin önüne geçmeye çalışan görgüsüz insanların olduğu; bazısı bir süreliğine de olsa tepeye çıkarken çoğunluğun sürekli en altta ezildiği; ilelebet kıvrım kıvrım kıvranan bir kitleyi, fukaralardan ve yozlaşmış kişilerden oluşan bir alt katmanı doğuran; kimsenin huzur ya da rahat yüzü görmediği; halkın genelinde gerçekten soylu özelliklerin ortaya çıkma imkanının olmadığı bir “varoluş mücadelesi”yle değil. Zor durumdaki yurttaşlarının bekasını sağlamak için başkalarının topraklarını alıp kendilerininkine katmak ya da başka birinin rızkına el koymak üzere yağmacı seferlere çıkmaya da başlamışlar. Bir araya gelip kurul oluşturmuş ve meseleyi enine boyuna masaya yatırmışlar. Hepsi de ne istediğini bilen, çok güçlü düşünürlermiş. Şöyle demişler: “Elimizden gelen çabayı gösterirsek bu ülke arzuladığımız huzur, rahatlık, sağlık, güzellik ve ilerleme standartlarında kabaca şu kadar sayıda insanı idame ettirebilir. Pekala… Bundan daha fazla insan doğurmayacağız.”
Bu beni “kadın albenisi” diye adlandırmaktan hoşlandığımız özelliklerin aslında hiç de kadınsı olmadığına, bilakis erkekliğin yansımasından ibaret olduğuna çarçabuk ikna etti; bunlar tam da kadınların bizi memnun etmek zorunda kaldıkları için geliştirdikleri özelliklerdi.
Erkekleri koruyucu ve kollayıcı olarak gören gelenek ortadan kaybolmuştu. Bu gözü pek bakirelerin korkacakları bir erkek yoktu ve dolayısıyla korunmaya ihtiyaçları da yoktu.
Reklam